Susurluk’un, 26 Haziran 1926 tarihinde, 877 sayılı kanun ile kaza (ilçe) statüsüne kavuşması, 1920–1927 yılları arasında belediye başkanlığı yapan İbrahim Çaylak’ın döneminde gerçekleşmişti.
İbrahim Çaylak, 29 Mayıs 1955’te İzmir Demokrat gazetesinde Nuran Yuluğ’a verdiği röportajda bu sürecin nasıl başladığını anlatmış.
Bir dönemin ruhunu da yansıtması bakımından önemli bulduğum İbrahim Çaylak’ın röportajının tamamını, kelimesine dokunmadan paylaşıyorum.
“Susurluk nasıl kaza olmuş? Çok eski belediye başkanı İbrahim Çaylak anlatıyor:
‘— Yıl 1926…
Fesi atıp şapkayı giydiğimiz günler.
Atatürk’ün trenle geçeceği şifre ile bildirildi.
Köylülere tamim yaptım, herkes şapka bulup giysin diye…’
Belediye Başkanı İbrahim Çaylak anlattıkça heyecanlanıyor, kelimeler titrek titrek çıkıyor ağzından.
‘— İstasyona bir de zafer takı yaptık.
Takın üstüne de defne yapraklarıyla şöyle yazıldı: ‘Göster Gidelim!’
Gözleri yaşarıyor.
‘— Uzatmayalım, tren geldi. Allahu ekber deyip kurban kesildi yoluna.
Paşa hazretlerini ayranımızla ağırladık.’
O günü kelime kelime yaşıyor.
‘— Paşa hazretleri indi trenden.
Başı kasketli, şapkalı köylülerimiz diziliydi. Hepsinin hatırını sordu. Sonra bana döndü.’
Ah, kelimeler öylesine kifayetsiz ki gözlerini yumuyor.
O engin, duygulu ses hala çın çın kulaklarında:
‘— Nahiyenin nüfusu ne kadar?’
‘— 38 bin paşa hazretleri.’
O gün nahiyenin nüfusu en az bir misli fazla söylenilmiş.
‘— Ooo, bu kadar büyük mü?’
‘— Evet Paşa hazretleri.’
Birkaç milletvekili de desteklemiş bu fikri.
Çünkü Susurluk’un kaza olması isteniyormuş.
Atatürk, başyaverine seslenmiş:
‘—Nasuhi not al, bana hatırlat.’
Sonra da kaza olmuş Susurluk.
Hareketli bereketli bir kaza…
İstasyona göre biraz sırta düşer. Ağaçlık bir sırt.
Susurluk, kuşbakışı güzel görünür.”
Evet, yukarıdan bakınca güzel görünür Susurluk…
Ama yakından bakınca, insanıyla, hatıralarıyla çok daha güzel görünür Susurluk…