Yıl 2010…

Şubat ayının 13’ü...

Soğuk bir kış günü…

Balıkesir’den Susurluk’a gelen bir kurye aracı, Kayseriya Tesisleri’ne 100 metre kala kontrolden çıktı.

Yol kaygandı, görüş zayıftı.

Araç savrularak nehire uçtu.

Neyse ki araçtakiler hayattaydı.

Ancak asıl mesele bambaşkaydı:

Nehire altınlar saçılmıştı…

Çünkü aracın içinde 100 bin lira değerinde altın ve 6 bin lira nakit para vardı. Sabahın erken vaktinde meydana gelen kazanın ardından hepsi Susurluk Nehrinin soğuk sularına karıştı…

Altınların sahipleri, kazanın şokunu atlattıktan sonra önce kendi çabalarıyla altınları aramaya çalıştılar.

Suya girildi, taşlar kaldırıldı, çamurlar eşelendi.

Ama işleri kolay değildi…

Yağan yağmurlar dereyi iyice coşturmuş, suyu derinleştirmişti.

Akıntının götürdüğü altınlara ulaşılamıyordu.

Bunun üzerine kuyumcular, çareyi profesyonellere başvurmakta buldu.

Dalgıçlar, yani “balık adamlar” getirildi.

Arama çalışmaları, Susurluk Jandarma Komutanlığı’nın aldığı güvenlik tedbirleri altında devam etti.

Bölgeye kimse yaklaştırılmıyordu.

Nehire tüplü dalışlar yapıldı,

Dip tarandı,

Taşların altına bakıldı.

Soğuk su altında yapılan arama saatlerce sürdü.

Sonuç alınamadı.

Altınlar hâlâ bulunamıyordu…

Son çare olarak dedektörler getirildi.

Suyun altındaki metalleri tespit edebilmek için cihazlarla taramalar yapıldı.

Nihayetinde…

Kaybolan altınların 80 bin liralık kısmı bulundu.

Ama ya geriye kalan altınlar…

İşte onlar, sularla birlikte akıp gitti.

Ha, bir de poşet vardı…

İçinde 6 bin lira nakit para bulunan poşet…

Nehir boyunca yapılan tüm aramalara rağmen ne suyun dibinde ne de kıyıya vurmuş halde bulunabildi.

Kim bilir,

Belki hâlâ bir taşın altındadır.

Bu olayı yazarken aklıma geldi;

O gün insanlar soğuk suya girip kayıp altınları arıyordu…
Bugün ise
ekran başında,

Kuyumcu vitrinlerinde,

Ya da bankalarda altın arayışı hiç bitmeden devam ediyor…