İcra dosyalarının hızına yetişmek ne mümkün, her gün, her ay, her yıl takip dosya sayısı rekor kırıyor, bu gidişle aynı grafik devam da edeceğe benziyor.
Borçlu borcunu ödeyemez durumda, alacaklı alacağını alamaz.
Öyle bir girdap ki borçlu düştüğü yerden ayağa kalkamıyor; ticaret yapmak, işini çevirmek isteyenin de takipteki dosya sayısı artıyor, o da sendelemeye başlıyor.
İcra mevzuatında AB’ye uyum yasaları çerçevesinde süreç içinde yapılan ve yapılmaya devam eden değişikliklerle aslında alacaklının alacağına ulaşması eskiye göre daha zorlaştı, zira etkin caydırıcı maddeler kaldırıldı, değiştirildi veya yumuşatıldı.
Bu noktada ticari hayatın vazgeçilmezlerinden olan ve kıymetli evrak grubuna giren çek hususunda da sıkıntılar artmaya başladı.
Önceden var olan çek için hapis cezası yine AB normları çerçevesinde para cezasına çevrildi.
Çek tutarı kadar devlet para cezası verir oldu. Bu para cezası ödenmezse ancak o zaman para cezası ödenmediği için hapse çevrilme geldi.
Amenna, para borcu yüzünden hapis cezası olmasın.
Lakin çek alacaklısı bu kez iyice alacağını alamaz vaziyete döndü.
Neden mi, anlatalım:
Örneğin 500 bin TL.lık çekiniz var ve alacağınızı gününde alamadınız.
Haliyle karşılıksız çekten dolayı şikayette bulunuyorsunuz ve ayrıca icra takibi başlatabiliyorsunuz.
İcra takibi başlattığınız çekin tutarı, mahkemeye yaptığınız şikayet sonrası açılan dava sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar geçecek süre içinde icrada işleyen faiz, icra masrafı, harç ve vekalet ücreti ile birlikte ikiye, üçe katlanıyor. Çünkü İcra Ceza Mahkemesi’nden kesinleşmiş bir karar bile 2-3 yılda ancak çıkıyor.
Varsayalım kesinleşme 2 yılı buldu. Çek bedeliniz neydi?.. 500 bin TL.
İki yıl sonra icra takip dosya alacağınız 1 milyonu geçti ama devletin İcra Ceza Mahkemesi’nde verdiği para cezası çek bedeli olduğu için yine 500 bin TL.
Bir de devlet diyor ki 500 bini bana taksitlerle ödeyebilirsin.
Zurnanın zırt dediği yer de burası.
Çünkü….
Kesinleşen karar ile zor durumda olan borçlu, bu aşamada iki yol seçecek, ya icra takip borcunu ödeyecek, icra borcu bitecek, alacaklı şikayetinden vazgeçecek ve mahkeme cezası da düşecek.
Ya da icra borcunu icrada veya alacaklıyla pazarlıkla kapatamazsa, tıpış tıpış gidecek devlete, para cezasını taksitlerle ödeyecek, alacaklının icra dosyası da açık kalmaya devam edecek, tabiri caizse alacaklı avcunu yalayacak.
İşte bu noktada ticari hayatta çok yoğun homurdanmalar var ki, paket paket yargı düzenlemesi gelirken bu çığlık nasıl duyulmuyor da alacaklı lehine bir düzenleme yapılmıyor anlaşılır gibi değil.
Devlet para cezası veriyor, çek sahibi para cezasını devlete ödüyor, şikayette bulunan özellikle büyük meblağlı çeklerde duvara toslamış oluyor. Yani mağdur olan ticari ilişkide bulunan alacaklı, parayı kasaya indiren devlet.
Haliyle asıl alacak dosyaları kapanmıyor. Karşılıksız çek tacire hayatta kabusa dönüyor.
Oysa çok basit bir düzenleme ile bu para cezasının tahsili alacaklıya aktarılabilir. Karşılıksız çekten alacaklı alacağını tahsil edemiyor ve devletin verdiği para cezası taksitlerle ödenebiliyorsa ve ceza kalkıyorsa, bu işten kazançlı çıkan niye devlet?... Alacaklı ne yapacak?..
Ticari hayatta çok derin bir kaos var, uygulamanın içindekiler biliyor, görüyor, yaşıyor….
Yargı paketi çıkarıp duruyorlar da bir de şu karşılıksız çekte devletin aldığı para cezasının alacaklı yönüne aktarılmasına veya başka bir formüle kafa yorsalar çok faydalı olacak, en azından denge sağlanabilecek bir formül bulunması şart. Şikayet et, iki yıl davayı takip et, ceza çıkar. Sonra parayı devlet alsın, olay bitsin.
Olur mu, olmaz.. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı da icralar patladı gitti nitekim!