Bundan 118 yıl önce, bu ülkede yayımlanan tüm gazeteler önce sansür memurlarının onayından geçer, ancak onların uygun gördüğü haberler basılabilirdi.

İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü gazeteciler, sansür memurlarını kapıdan içeri sokmayarak gazeteleri doğrudan baskıya gönderdiler.

O günden sonra 24 Temmuz, Basın Bayramı olarak kutlandı; ta ki 1971 muhtırasına kadar... 1980 darbesinde çıktı ortaya sansür memurları. Gazeteler hazırlanır, Garnizona götürülür, "Uygundur/Görüldü" mührü vurulur, ardından baskıya verilirdi kalıplar.

Bugün belki o dönemin sansür memurları yok ama "parayı veren düdüğü çalıyor", manşetleri istediği gibi attırıyor.

Üstelik sağı da solu da fark etmiyor;

"Bizden değilsin" denilerek, demokrasinin olmazsa olmazı olan basın kuruluşları söz konusu olduğunda kamu kaynaklarını babalarının malı gibi kullanıyorlar.

Dilediklerine yağdırıyorlar, "sen bizden değilsin" dediklerini akıllarınca cezalandırıyorlar!

Bilmiyorlar ki, bir gün onlara da özgür basının lazım olabileceğini.

O değil de; bakıyorsunuz bugün demokrasi havarisi, basın özgürlüğü savunucusu, gazeteci dostu kesilmeleri yok mu, en çok o güldürüyor insanı..

Canları sağ olsun.

Neyse ki ne ondan olduk ne bundan!

Nefesimizin son anına kadar Hak ve Hakikati aramaya devam edeceğiz.

...

Dip not:

Bu satırlar sadece kişisel görüşüm ve bugünkü manzaraya olan bakışımdır..

Selametle..

#24Temmuz #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir