Artı Marka Araştırma adlı firmanın Türkiye çapında 1200 kişiyle yüz yüze görüşme metoduyla yaptığı araştırmanın dikkat çekici sonuçlarını paylaşmak istiyorum bugün. Ne araştırması mı? Tamam, yazıyorum biraz sabırlı olun: hangi parti lideri nasıl algılanıyor? Burada bütün sonuçları tek tek yazmayacağım elbette. Dikkatimi çeken bir takım sonuçlara değinmeye çalışacağım. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunun parti tanımı şu şekilde, Parti: Çağdaş, ikna edici, iddialı, milliyetçi, muhafazakâr
Lider: İlkeli, ikna edici, muhafazakâr olmalıymış.
Lider de çağdaş olmalı bence!
Araştırmadan dikkat çekici bazı marka kişi algılamaları şöyle:
* En zengin en şehirli algısına sahip lider Başbakan Erdoğan, en hazırcevap ve en iyi görünümlü Kılıçdaroğlu, en eğitimli ve en devlet adamı duruşuna sahip lider Bahçeli.
* AKP diğerlerinden daha ikna edici, iddialı ve muhafazakâr.
* Recep Tayyip Erdoğan, tüm marka kişiliği boyutlarında en yüksek ortalamaya sahip.
* Milliyetçi boyutunda MHP en yüksek ortalamaya sahip.
* Bahçeli muhafazakârlık dışındaki diğer boyutlarda en düşük ortalamaya sahip.
* Kılıçdaroğlu ve Erdoğan partilerinden daha olumlu marka kişiliği algısına sahip. Ancak AKP ve Erdoğan’ın algıları çok yakın. Erdoğan kendi marka kişiliği algısını partisine transfer edebilmiş.
* Kılıçdaroğlu’nun marka kişiliği algısı partisinden olumlu. Kılıçdaroğlu bu marka kişiliği algısını koruyabilirse partisinin algısını pozitif etkileyebilir.
* CHP muhafazakârlıkta en alt seviyede. Burada ortalamanın altında olan CHP’nin çarşaf açılımının işe yaramadığı da ortaya çıkıyor.
* CHP en az milliyetçi parti. Fakat MHP ve AKP farkı da az. Yani AKP milliyetçi algılanıyor ve Kürt açılımının milliyetçilik duygularını etkilemediği, mesajın dengeli verildiği görülüyor.
* AKP atılgan, mücadeleci, takipçi, hatip ve halkla iç içe gibi sıfatlarda daha önde. CHP ortalarda; MHP en geride.
* AKP en zengin parti olarak algılanıyor. Ancak bu pozitif bir algı oluşturmuş durumda. Seçmen “Kendine hayrı olmayan bana ne yapsın!” diyor.
* Yoksulluk ve yolsuzluk karar vermede birincil öncelik değil. Bu iddialar bu yüzden AKP’nin marka algısını bozmuyor.
* AKP ve Erdoğan’ı niteleyen en önemli sıfatlar ‘hazırcevap’ ve ‘hedefe odaklılık’.
* CHP’de Kılıçdaroğlu algısı partiden üstte. Bu iyi; ama normalde yakın olması tercih edildiği için en ideal eğri AKP ve Erdoğan’a ait. MHP’de ise lider partiden aşağıda.
* Püskevit ve kaset skandalı MHP için samimiyet algısını yükseltip işe yaramış görünüyor.
* MHP ortalamanın üzerinde muhafazakâr ama çağdaş değil. CHP ise en çağdaş parti.
* CHP de zengin olarak algılanıyor ama Kılıçdaroğlu fakir olarak niteleniyor.
* 1200 kişi arasında her partiye ayrılan 300’er denek dışında ‘diğer’ olarak nitelenen bir 300 kişi daha bulunuyor. “Hangi lideri evinizde ağırlamak istersiniz?” sorusuna bu deneklerin yüzde 19,6’sı Kılıçdaroğlu diyor.
VALLA bana bu soruyu sorsalardı eğer cevabım şu olurdu:
EŞLERİNİ AĞIRLAMAK İSTERİM BEN.
Asıl onları dinlemek lazım. 
***************************************
ÇAĞDAŞ ÜLKE- TEMİZ SİYASET
*************************************** 
Kirleniyoruz, aman yozlaşıyoruz derken olanlar oldu sonunda. Kirlendik yani. Bu seçimlere mi özgü bilmiyorum ama üslubu yerlere kadar düşürdüler. Kasetti, püskevitti derken geçti gitti günler. Kime ne ise? Ama olur mu bizim milletimiz her şeyi bilmek ister.
***
Maalesef bizim ülkemizde siyaset yaparak para sahibi olunuyor. Hiç bir şeyi olmayan kişiler milletvekili olunca zengin oluyor. Ama yabancı ülkelerde zengin adamlar siyaset yapıyor. Yani adamların kafasında ekonomik kaygılar olmadığı için daha iyi düşünebiliyorlar. Siyasilere kızmıyorum, kızmamak lazım. Biz fakir bir ülkeyiz. İnsanların ekonomik sıkıntıları var. Gelişmiş bir ülke olabilmek için( her açıdan) refah seviyesinin yüksek olması gerekiyor. Hal böyle olunca siyasette ona göre şekilleniyor.
***************************************
DÜŞÜNME MOLASI:
***************************************
YÜREKLİLİK DERSİ
Ayağında bir adalesi noksan olarak dünyaya gelen ve yaşamı boyunca askı takmak zorunda olan 10 yaşındaki kızım çok büyük bir yüreklilik dersi verdi hepimize. Güzel bir bahar günü çok mutlu bir şekilde eve geldi ve değişik yarış etkinliklerinin yer aldığı “bahar şenliğinde” yarıştığını söyledi. Bacağındaki askının Sarah’yı ne denli engelliğini düşününce, onu yüreklendirmek ve moralinin bozulmasını önlemek için bir şeyler söylemek üzere tam ağzımı açacaktım ki, bana “babacığım, iki yarış kazandım!” dedi. Kulaklarıma inanamamıştım. O sırada Sarah bana, “ama bir avantajım vardı” dedi. Off biliyordum. Diğer çocuklardan önce avans vermişlerdi kızıma fiziksel durumu nedeniyle. “hayır babacığım bana avans falan vermediler, herkesle aynı anda koşmaya başladım…avantajım, onlardan daha çok çaba harcamamdı.!”
İşte yüreklilik diye ben bu derim! İşte benim Sarah’ım böyle bir kız!  
STAN FRAGER
***************************************
GÜNÜN SÖZÜ:
***************************************
BİR İNSANIN ELİNDEKİ EN BÜYÜK GÜÇ SEÇEBİLME GÜCÜDÜR. J.MARTİN KOHE