Biz galiba yıllardır yanlış yerde çözüm arıyoruz.

Ekonomiyi konuşuyoruz, hukuku konuşuyoruz, eğitimi konuşuyoruz, siyaseti konuşuyoruz…

Ama insanı konuşmuyoruz.

İnsanın vicdanını, ahlakını, imanını konuşmadan toplumu nasıl düzelteceğiz?

★

KOPYALA-YAPIŞTIR MEDENİYET

Yabancılardan aldığımız eğitim ve hukuk sistemlerini, kendi tarihimizle, kültürümüzle, inancımızla ve toplumsal yapımızla ne kadar bütünleştirebildik?

Tam da burada, ölüm emrini verenlerin hâlâ ortaya çıkarılamadığı Uğur Mumcu'nun bir konuşmasında aktardığı o meşhur tanım akla geliyor:

“Türk vatandaşı; İsviçre Medeni Kanunu'na göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemeleri usulü yasasına göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir.”

Biz böyle bir sistem içerisinde yıllardır debeleniyoruz.

Sonra da peş peşe patlayan lağım borularına şaşırıyoruz.

Yolsuzluk…

Aile kurumunun zayıflaması…

Nüfusun azalması…

Cinayetler…

Uyuşturucu…

Ahlaksızlık…

Toplumsal çözülme…

Bunların her birinin elbette farklı sebepleri var.

Ama bütün bunların altında ahlaki zeminin çöküşünü görmeden meseleyi anlayamayız.

★

BATI'YI TAKLİT EDEREK BATILI OLUNMAZ

Batı'nın bilimini, teknolojisini, üretim gücünü elbette örnek alabiliriz.

Ama Batı'yı taklit etmek başka, medeniyeti anlamak başkadır.

Üstelik bugün bize “Batı şöyle, Batı böyle” diye örnek gösterilen zenginliğin önemli bir bölümünün, yüzyıllarca sömürülen coğrafyaların kaynakları ve insanlarının çektiği acılar üzerine kurulduğunu da unutmayalım.

Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak, kendi kimliğinden utanmak değildir.

Atatürk'ün hedefi de milleti başkasının kötü bir kopyası yapmak değildi.

Biz ise bugün hâlâ birbirimize “ocu, şucu, bucu” diye saldırıyoruz.

Giyimine, kuşamına, saçına, sakalına bakarak yargılıyoruz.

Aynı vatanın evlatlarını birbirinden soğutuyoruz.

★

GAVURLAŞMAK BU DEĞİL Mİ?

Kendi değerlerini küçümsemek…

Kendi ahlakını gericilik saymak…

İmanı hayatın dışına itmek…

Aileyi yük görmek…

Haramı normalleştirmek…

Vicdanı susturmak…

Sonra da toplum neden dağılıyor diye sormak!

İşte asıl tehlike burada.

İnsan, kökünden koparsa savrulur. Toplum da öyle.

★

ÖNCE İMAN, ÖNCE AHLAK

Kanun yaparsınız.

Ceza koyarsınız.

Polis dikersiniz.

Kamera yerleştirirsiniz.

Ama insanın içinde Allah korkusu, kul hakkı, vicdan ve ahlak yoksa, o insan kanunun etrafından dolaşmanın yolunu yine bulur.

O yüzden mesele sadece yeni kanunlar çıkarmak değil.

Önce insan yetiştirmek.

Önce iman.

Önce ahlak.

Sonra ilim.

Sonra hukuk.

Sonra ekonomi.

Sonra teknoloji…

Çünkü ahlaksız bir insanın elindeki teknoloji nimet değil, felakettir.

★

KÖKÜNÜ KAYBEDEN TOPLUM

Ve artık şunu anlamamız gerekiyor:

Toplumu kurtarmanın yolu sadece sistemi değiştirmekten değil, insanı yeniden inşa etmekten geçiyor.

Kök sağlam olacak.

Gövde sağlam olacak.

Sonra dal da meyve de kendiliğinden gelir.

Kökünü kaybeden toplumun geleceği olmaz.

Selametle..