İstanbul’dan bir avukat dostum aradı, aklına, birikimine güvenirim.
Anlattıklarından İstanbul 2 Nolu Baro seçiminden AK Parti açısından çıkarılacak çok önemli dersler olduğunu gördüm.
Şöyle dedi:
“Üye arkadaşların tamamına yakını cumhur ittifakını destekleyen arkadaşlar.
Ben (kaybeden) Ali Kasım Tuna’ya oy verdim, kazanan Rıza Saka da AK Parti eski ilçe başkanıdır, muhalif değildir.”
Peki o zaman?
“Seçim sonucu, AK Parti’nin mevcut siyaset anlayışına itiraz eden AK Partililerin seçim zaferidir.”
Bu cümledeki şifreleri bir başka avukat arkadaşım şöyle izah etti:
“Davaya emek verenleri görmezden gelerek camianın pek tanımadığı, dışarıdan bir genci dayatırsanız, istişare etmezseniz, üyelerinin hissiyatına önem vermezseniz, herkesi bu adaya oy vermeye mecbur gibi gösterirseniz, tepki toplarsınız, oyu rakibe verirler.”
Mesaj açık.
Artık AK Parti tabanı da Cumhurbaşkanımızın gölgesini kendi azameti sananların dayatmacı siyasetine itiraz ediyor.
Fon krizinde gördük, baro seçiminde şahit olduk.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
*
Önceki dönem milletvekili Şamil Tayyar’ın yukarıdaki yazısında yer alan tespitlerin altına AK Parti tabanında imza atmayacak çok fazla insan olduğunu sanmıyorum.
Ben de aynı düşünüyorum.
Çünkü mesele sadece siyaset değil; emek, sadakat, vefa ve gönül meselesi…
AK Parti’nin yapması gereken çok açık. Kendi tabanına sahip çıkmak, yıllardır bu davaya emek verenleri unutmamak ve onlara öncelik vermek.
Siz yıllarca partinize, değerlerinize, liderinize demediğini bırakmayanları bir gün getirip kendi tabanınızın üzerine oturtursanız elbette gönül kırgınlığı oluşturursunuz.
Dün eleştirenler bugün baş tacı edilirken, dün mücadele edenler kapının önünde bekletilirse burada bir durup düşünmek gerekir.
Çünkü siyaset sadece yeni isimler kazanmak değil, elinizdeki insanları kaybetmemeyi de bilmektir.
*
BALIKESİR’DEKİ KAYBIN MESAJI
Balıkesir’de son genel seçimde bir milletvekilliğinin kaybedilmesini de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Bereket ki seçmen oyunu rakibe değil, Cumhur İttifakı’nın küçük ortağına verdi. Böylece ittifak cephesinde bir kayıp yaşanmadı. Ancak bu durum, AK Parti tabanındaki kırgınlıkların yok sayılabileceği anlamına gelmiyor.
Sandıkta verilen her mesajın bir karşılığı vardır. Bazen seçmen bağını koparmaz ama tepkisini de ortaya koyar.
*
ADAYLIK, TRANSFER ÖDÜLÜ OLMAMALI!
Önümüzdeki yerel ve genel seçimler, AK Parti açısından ciddi bir sınav olacaktır.
Adaylar belirlenirken parti tabanıyla mutlaka istişare edilmeli; yıllardır teşkilatta çalışan, kapı kapı dolaşan, seçimden seçime değil her zaman partisinin yanında duran insanların görüşleri dikkate alınmalı.
Elbette siyasette yeni isimlere, farklı kesimlerle kurulacak ilişkilere ve siyasi katılımlara kapı kapatılmamalı.
Ancak başka bir partiden istifa edip AK Parti’ye katılmak, tek başına adaylıkla ödüllendirilmenin gerekçesi hâline de getirilmemeli.
Unutulmasın ki bir partinin tabelasını ayakta tutanlar kadar, o tabelanın arkasında yıllarca mücadele edenler de değerlidir.
Dün başka saflarda olanlara gösterilen ilgi, yıllardır aynı davanın yükünü taşıyanlardan esirgenirse bunun adı siyasi genişleme değil, vefasızlık olur.
Ez cümle;
AK Parti’nin önünde iki yol var, ya kendi tabanının sesini dinleyip gönülleri yeniden kazanacak ya da kırgınlıkların sandığa nasıl yansıyacağını bekleyecek.
Ama siyasetin değişmeyen bir gerçeği de şu:
Teşkilatın emeğini görmezden gelebilirsiniz ama sandığın vereceği cevabı görmezden gelemezsiniz.
Çünkü tabanın gönlü alınmadan, sandıktaki hesabın tutması kolay değildir.
Selametle...
#12Ekim #KendimeNotlar #RamazanDemir #Balıkesir