Bir kuruluşun yönetimindesiniz.
Yıllardır birlikte yol yürüdüğünüz insanlarla aynı çatı altında emek veriyorsunuz.
Derken hayat, hiç beklemediğiniz bir anda önünüze ağır bir sınav çıkarıyor.
Akciğer kanseri teşhisi konuluyor.
Zorlu bir tedavi süreci başlıyor.
★
Bu hastalığın ne demek olduğunu ancak yaşayan biliyor.
Bedeninizle mücadele ederken bir de bazı hekimlerin haddini aşarak ömrünüze biçtiği sürelerle mücadele ediyorsunuz.
Oysa böyle bir dönemde insanın en çok ihtiyacı olan şey ilaçtan önce moral.
★
Bir telefon.
Bir “Geçmiş olsun.”
Bir “Yanındayız.”
Bir “Senin için yapabileceğimiz bir şey var mı?”
Ama yıllarca birlikte yürüdüğünüz arkadaşlarınız bunları söylemeyi bile çok görüyor.
Yanınızda sadece aileniz ve birkaç gerçek dostunuz kalıyor.
★
Asıl acı ise bundan sonra başlıyor.
Kendinizden, zamanınızdan, ailenizden ve maddi-manevi imkânlarınızdan daha fazlasını verdiğiniz kuruluşun yönetiminden sizi bir karar ile düşürüyorlar.
Gerekçeleri ise insanın kanını donduracak kadar ağır.
“Nasıl olsa ölecek.”
Yani siz daha hayattayken sizin yerinize cenaze kaldırıyorlar.
★
Üstelik bunu yaparken birbirlerine tembih ediyorlar.
“Sakın haberi olmasın.”
“Duyarsa morali iyice bozulur.”
Ne büyük bir vicdan!
İnsanın hastalığını bile kendisine karşı kullanacak kadar küçülen bir anlayış.
Dahası da var.
Bir başka kuruluşta yürüttüğünüz görev için de birilerine, “O ölünce seni onun yerine oturturuz” diye söz veriyorlar.
★
Siz tedavi olurken onlar koltuk hesabı yapıyor.
Siz hayata tutunmaya çalışırken onlar sizin yerinize adam arıyor.
Siz bir nefes daha alabilmek için mücadele ederken onlar sizin koltuğunuza kimin oturacağını konuşuyor.
İşte insanın hastalığı değil, insanlığı olmayanların davranışları daha çok acıtıyor.
Çünkü hastalık bedeninizi yoruyor.
İhanet ise ruhunuzu.
★
Bugün size “Nasıl olsa ölecek” diyenlere tek bir şey söylemek istiyorum.
Ölüm hepimizin kapısında.
Ama herkesin arkasından bırakacağı şey aynı değil.
Kimi iyi anılacak.
Kimi verdiği emeklerle hatırlanacak.
Kimi de insanların en zor gününde sergilediği vicdansızlıkla…
★
Böyle bir durumla ben karşılaşsam ne yaparım?
Önce hayata tutunurum.
Sonra kimlerin yanımda, kimlerin karşımda olduğunu unutmayacak kadar hafızamı diri tutarım.
Kimseye kin beslemem.
Ama hiçbir şeyi de unutmam.
Çünkü affetmek başka, aynı insanlara yeniden güvenmek başkadır.
Ve en önemlisi, onların yaptığı gibi insanlığımı kaybetmem.
Çünkü bazıları insanı yaşarken öldürmeye çalışır.
Ama bazen insan, onların bütün hesaplarını bozarak yeniden ayağa kalkar.
Ve o zaman asıl kaybeden, hastalığına rağmen hayata tutunan değil, vicdanını çoktan kaybedenler olur.
★
Ve şimdi asıl soru şu:
Kanserle mücadele ediyorsunuz ve bir yandan da sizi yaşarken silmeye çalışan bu insanlarla karşı karşıyasınız.
Peki siz olsanız ne yapardınız?
..
Selâmetle..