Balkonumuzda yetiştirdiğimiz bir çiçek, bahçemizdeki bir meyve ağacı solduğunda üzülüyoruz.
Peki, binlerce ağacın, yüz binlerce canlının yuvası olan ormanlar yanarken yüreğimiz ne kadar sızlıyor?
Orman dediğimiz sadece ağaç değil; nefestir, sudur, gölgedir, umuttur, gelecektir, hayattır.
Bir kıvılcım bazen onlarca yılın emeğini, binlerce canlının yaşamını ve gelecek nesillerin mirasını birkaç saat içinde küle çevirebiliyor.
Yanan her ağaçla birlikte bir kuşun yuvası, bir sincabın sığınağı, bir kaplumbağanın yaşamı, bir ceylanın ve nice hayvanın umudu da yok oluyor.
Kazdağlarında, Kumgedik'te, Kozak Yaylasında yanan sadece ağaçlar değildi.. Canlar yandı, ciğerler karardı...
Bu vesileyle Altınoluk, Gömeç, Ayvalık, Burhaniye, Marmara Adaları, Erdek ve Susurluk'ta çıkan orman yangınlarını canlarını ortaya koyarak söndüren başta ormancılarımız ve itfaiyecilerimiz olmak üzere, emek veren tüm kamu görevlilerine, gönüllülere ve bölge halkına gönülden teşekkür ediyor; yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Ancak teşekkür etmek yetmez...
Her yaz aynı acıları yaşamamak için daha dikkatli, daha duyarlı ve daha sorumlu olmak zorundayız.
Çünkü ormanlar bize dedelerimizden kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir.
Bugün korumadığımız her ağaç, yarın evlatlarımızın, torunlarımızın eksilen nefesi olacak.
Ezcümle;
Bir orman yandığında sadece ağaçlar değil; vicdanımız, geleceğimiz ve umutlarımız da kül oluyor.
Selâmetle...
#01Agustos #KendimeNotlar #RamazanDemir #Balıkesir #YeşilVatan