Balıkesir Sultanisi (Lisesi) Müdürü Ali Bey (Ali Galip Efendi) okula çıkarken şadırvanın oradan bir gazete aldı. Gazetenin içinde ek olarak hükümetin yayınladığı bir bildiri vardı.
Bildiri de şunlar yazıyordu. “Deve, at, eşek, katır, nal, mıh, kağnı, öküz, araba, para, yiyecek, giyecek… Kim ne verirse kabulümüzdür.”
Müdür Ali Bey, bildiriyi okuyunca neler yapabileceğini düşünerek lisenin yokuşunu hızlı hızlı çıktı. Okula geldi. Müdür odasına giderken gözü izcilerin odasına takıldı. İzcilerin kullandığını oda boştu. Merak etti ve sordu. Nerede bu izciler? Müstahdem Tahsin cevap verdi, “Hepsi gönüllü oldu. Çanakkale ye gitmek için.” Boş izci sınıfına baka kaldı. Aklına hükümetin bildirisi geldi. Sonra gözü kara tahtaya takıldı. İzciler tahtaya şunu yazmıştı:
“Biz gidiyoruz, yerimiz cephedir. Hakkınızı helal edin. Vatan sağ olsun.”
Müdür Ali Bey, bir süre o yazıya bakakaldı. Tebeşirin izleri hâlâ tazeydi; sanki aceleyle, ama kararlılıkla yazılmıştı. Sınıfın içindeki sessizlik, çocuk seslerinin yokluğuyla ağırlaşmıştı. Az önce elinde tuttuğu bildiride yazanlar ile karşısındaki manzara arasında derin bir bağ kurdu. Devlet “ne verilirse kabulümüzdür” diyordu; bu çocuklar ise enkıymetlisini, hayatlarını vermeye gidiyordu. Yavaşça sınıfın içine girdi. Sıraların üzerine dokundu. Her birinde bir hatıra, bir gelecek, bir umut vardı. Ama o umutlar artık başka bir yöne akıyordu. Bu sıralardan yetişen gençler, kalemlerini bırakıp silaha sarılmak için yola çıkmıştı.
Ali Bey’in zihninde bir hesap başladı. Bildiride sayılanlar; deve, at, yiyecek, giyecek… Hepsi bulunur, temin edilirdi. Ama bu memleketin asıl gücü, işte bu çocukların gözlerindeki inançtı. Ve o inanç, şimdi Çanakkale’ye doğru yürüyordu.
Bir anda kararını verdi. Okul artık sadece ders verilen bir yer olmayacaktı. Burası bir destek merkezi olacaktı. Öğretmenler, öğrenciler, hatta mahalleli… Herkes elinden geleni yapacaktı. Kimisi yiyecek hazırlayacak, kimisi giyecek toplayacak, kimisi de cepheye gidenlerin ardından dua edecekti.
O gün Balıkesir Sultanisi’nin kapıları sadece eğitime değil, bir milletin direnişine açıldı. Yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında, o kara tahtadaki cümle sadece bir veda değildi. Bir neslin karakterini, bir milletin ruhunu anlatan kısa ama derin bir beyandı.
Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) döneminde, o zamanki adıyla Balıkesir Sultanisi’nin müdürü Ali Bey, yani Ali Galip Efendi idi. Okul, Çanakkale Savaşı’na giden 100’den fazla gönüllü izci öğrencisi nedeniyle 1915 yılında mezun verememiş; öğrencileri ve idarecileriyle birlikte cepheye destek olmuştur.
İşte bu yüzden bazı okullar sadece eğitim yuvası değildir. Aynı zamanda bir milletin kaderine yön veren sessiz kahramanların yetiştiği yerlerdir ve bazı tahtalarda yazılan yazılar, silinse bile asla kaybolmaz.
NOT: 1885 yılında kurulan Balıkesir Lisesi'nin Çanakkale Savaşı'nda en çok şehit veren okullardan biridir.
1914-1916 eğitim öğretim yılında 8, 9, 10, 11 ve 12. sınıflarda okuyan 100 öğrenciden tamamı gönüllü olarak cepheye gitmiş. Bunlardan çok azı, Çanakkale Savaşı'ndan gazi olarak dönmüş. 1917-1918 eğitim öğretim döneminde ise okul çok az mezun verebilmiştir.

Ayrıca bazı kaynaklarda, savaşa giden 36 öğrenciye, toplam bin 930 kuruş para yardımı yapıldığı yer almaktadır.