Bir dostundan gelen mektup üzerinden Balıkesir’in geleceğini tartışan Ramazan Demir, kentin ulaşım yatırımlarından şehir vizyonuna kadar birçok başlıkta dikkat çekici tespitler paylaştı. İki havalimanına rağmen sınırlı uçuşlar, hızlı tren ağının dışında kalan merkez ve eksikliği hissedilen şehir liderliği... Yazı, Balıkesir’in potansiyeli ile mevcut durumu arasındaki mesafeyi sorguluyor. İşte o yazı...
Aşağıdaki yazıyı bir arkadaşım göndermiş. Şehir adına dikkat çeken tespitleri olması hasebiyle sizinle de paylaşayım dedim. Okuduktan sonra yorumunuzu merak ediyorum.
★
Yıllardır Balıkesir’de yaşıyorum. Bu şehri en az Balıkesirliler kadar seviyorum.
Burada yatırımlarım var.
Aynı zamanda sık seyahat eden biriyim.
Bu nedenle bir şehrin gelişiminde ulaşımın ne kadar belirleyici olduğunu da yakından görüyorum.
Bugün Balıkesir'e dışarıdan bakan biri, İstanbul, Bursa ve İzmir'e otoyollar sayesinde kolay ulaşılabildiğini düşünür.
Kısmen de haklıdır.
Ancak Ankara'nın ötesine geçmek istediğinizde tablo değişiyor.
Hava yolu ulaşımında seçeneklerin son derece sınırlı olması, Balıkesir'in önündeki en önemli engellerden biri olarak duruyor.
★
İşin ilginç tarafı ise şu:
Balıkesir'de biri uluslararası olmak üzere iki sivil havalimanı bulunuyor. Buna rağmen Sabiha Gökçen'e yapılan seferlerin büyük bir başarı hikâyesi gibi sunulması bana biraz tuhaf geliyor.
Elbette her uçuş değerlidir.
Ancak iki havalimanına sahip bir şehir için hedef sadece İstanbul'a ulaşabilmek olmamalı.
Uçak var, havalimanı var. Eksik olan galiba beklenti çıtası.
Bu mesele sadece siyasetçilerin değil; sanayicilerin, esnaf odalarının, ticaret ve sanayi odalarının da ortak meselesi olmalı.
Balıkesir'in tüm dinamikleri bir araya gelip bu konuyu gündemin üst sıralarına taşımalı.
Türkiye'nin birçok şehri bunu başardıysa, batının merkezindeki Balıkesir de başarabilir.
★
Benzer bir durum hızlı tren konusunda da yaşanıyor.
Geçenlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın demiryolu haritası gözüme ilişti.
Balıkesir'in çevresi adeta hızlı tren ağlarıyla örülmüş durumda.
Bursa, İzmir, Uşak, Manisa, Afyon, Bandırma hattı derken bölge büyük bir dönüşüm geçiriyor.
Fakat Balıkesir merkez bu tablonun dışında kalmış gibi görünüyor.
İnsan ister istemez üzülüyor. "Balıkesir cezalandırılıyor mu?" düşüncesi oluşuyor!
★
Çünkü dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde yer alan, deniziyle, dağıyla, ovasıyla, tarımıyla, turizmiyle ve sanayisiyle büyük potansiyele sahip bir şehirden bahsediyoruz.
Oysa güçlü ulaşım ağları bir şehrin kaderini değiştirebilir.
Düzenli ve çeşitli uçak seferleri, hızlı tren bağlantıları ve güçlü lojistik imkanlar Balıkesir'i bölgenin gerçek anlamda parlayan yıldızı haline getirebilir.
★
Ancak büyükşehir olmak sadece nüfusla ölçülmez.
Nitelikli sağlık hizmetleri, uluslararası standartlarda eğitim kurumları, güçlü bir üniversite yapısı, yabancı yatırımcıyı ve turisti ağırlayabilecek beş yıldızlı oteller, gelişmiş ulaşım ağları...
Bunların tamamı bir araya geldiğinde şehirler gerçek anlamda büyür.
Balıkesir'in potansiyeli kesinlikle tartışılmaz.
Şehir insanının birbirine sorması gereken soru bence şu olmalı:
Bu potansiyeli ortaya çıkaracak ortak vizyonu ne zaman oluşturacağız?
En kalbi duygularımla selam eder, bayramını kutlarım.
★
Arkadaşımın benimle paylaştığı bu görüşleri okuduktan sonra kendimi, bir sağ bir sol kroşe yemiş ve nakavt olmuş bir boksör gibi hissettim.
Sondaki soruyu okuyunca ise aklıma ilk olarak İlker Ayrık’ın sunduğu “Ben Bilmem Eşim Bilir” programı geldi.
Şaka değil; gerçekten de stres atmak için birçok kez izlediğim bu program, Balıkesirli oluşunu ve şehrin potansiyelini sık sık gururla dile getirmesi nedeniyle aklıma düştü. O an içimden “Ben bilmem, eşim bilir” deyiverdim.
Peki sizin cevabınız nedir dostlar?
★
O değil de, bizim şehirde dört nala koşacak atlar var ama onları koşturacak jokey yok. Her biri yük dolu vagonlardan oluşan trenlerimiz var, fakat lokomotif eksik.
Geçmişte Balıkesir’e yön veren, şehri peşinden sürükleyen lider isimler vardı. Yakın dönemde merhum Sabri Uğur, merhum Faruk Kula ve merhum Edip Uğur bu rolü üstlenmişti. Onların Hakk’a yürümesiyle oluşan boşluk ise hâlâ tam anlamıyla doldurulabilmiş değil.
Belki de bu yüzden potansiyelimize rağmen istediğimiz kadar yükseğe uçamıyor, sahip olduğumuz gücü ortak bir hedefe yönlendiremiyoruz.
Selametle...