Yirmi beş otuz yıl önce aynı kareyi görsek, hepimiz ayağa kalkardık! “İrtica geldi!” diye manşetler atılır, televizyonlarda günlerce tartışılırdı. “Gericiler, yobazlar!” diye ortalık ayağa kaldırılırdı. Oysa asıl yobazın, bunu söyleyenler olduğunu fark edemeyecek kadar bağnaz bir tayfaydı onlar... Nasıl mı, işte böyle..
Balıkesir’in sevilen Valisi İsmail Ustaoğlu, göreve başladığı günden bu yana şehirdeki her kesimle kurduğu samimi diyaloğuyla dikkat çekiyor.
Seküler sivil toplum kuruluşlarından dini cemaatlere, spor kulüplerinden esnaf derneklerine kadar kapısı herkese açık.
Makamında ağırladığı konuklarla çay içiyor, sorunlarını dinliyor, çözüm için anında harekete geçiyor.
Bu tavır, sadece bir nezaket gösterisi değil; devletin vatandaşla yeniden kucaklaşmasının somut bir örneği.
Geçtiğimiz günlerde Gönülbağı Yardımlaşma ve İnsani Değerler Koruma Derneği Başkanı Emin Yılmaz ve heyeti, Vali Ustaoğlu’nu ziyaret etti.
Ziyaret haberi Valilik resmi hesaplarından fotoğraf eşliğinde paylaşıldı, herkes gördü.
Yirmi beş-otuz yıl önce aynı kareyi görsek hepimiz ayağa kalkardık!
“İrtica geldi!” diye manşetler atılır, televizyonlarda günlerce konuşulurdu.
Gericiler.. Yobazlar.. diye ortalık velveleye verilirdi, asıl yobazın kendileri olduğunu bilemeyecek kadar gerici olan tayfaca..
Başörtülü hanımlar, sakallı beyler valilik makamında…
28 Şubat’ın o karanlık günlerinde hayal bile edilemezdi.
Oysa bugün aynı fotoğraf, hiçbir gocunma olmadan, hiçbir “aman ne derler” endişesi taşımadan paylaşılıyor yeni Türkiye'de.
İşte bu, son 20 yıldaki değişim ve dönüşüm yanında devletin milletiyle barıştığının en güzel kanıtı.
★
Vali Ustaoğlu’nun farkı sadece bu değil.
Özellikle Sındırgı’da yaşanan ve ilçelerde meydana gelen depremler sırasında gösterdiği performans hâlâ hafızalarda.
Türkiye’de bir yılda en fazla deprem kaydedilen ilçelerden biri olan Sındırgı’da, depremin ilk dakikasından itibaren olay yerindeydi.
Çadır kurdu, hasar tespitlerini bizzat takip etti, mağdur vatandaşın yanında oldu.
Ankara’yla kurduğu etkili iletişim sayesinde yardım ve kaynak akışı kesintisiz sağlandı.
Kimse “devlet nerede?” diye soramadı; çünkü devlet, Vali Ustaoğlu’nun şahsında tam orada, vatandaşın yanı başındaydı.
★
Bu yaklaşım tesadüf değil.
Vali Bey, sivil toplumla ve vatandaşla diyaloğu bir protokol zorunluluğu değil, sorun çözme aracı olarak görüyor.
Bir dernek başkanı veya muhtar bir sorunla geldiğinde “Bakanlığa yazalım” deyip geçiştirmiyor; hemen telefonunu açıyor, ilgili genel müdürü, bazen bakan yardımcısını arıyor, takip ediyor, sonucu bildiriyor.
Bu yüzden Balıkesir’de insanlar artık “Valilikten bir şey çıkmaz” demiyor; tam tersine umutla kapıyı çalıyor.
Devlet kapısı dediğimiz yer işte tam da burasıdır.
Bir internet sitesi, bir e-Devlet ekranı değil; sıcak bir çay eşliğinde dert anlatabildiğiniz, yüz yüze bakabildiğiniz, insanı insan gibi hissettiren bir makam.
Sayın Ustaoğlu bunu yeniden hatırlattı bize.
★
Ve en önemlisi; Kamudaki her bir kardeşimiz şunu çok iyi bilmeli:
Bizim görevimiz sorunu çözümsüzlüğe dönüştürmek değil, vatandaşın hizmetkârı olmaktır. Makamlarımız milletin derdine derman olmak için vardır.
İşte Sayın Vali İsmail Ustaoğlu tam da bunu yapıyor ve tüm kamu görevlilerine örnek oluyor.
Onu idol olarak görmemiz, onun gibi vatandaşın yanında, sorunların içinde, çözümün ortasında durmamız gerekiyor.
★
Siyasetle devlet arasında ince bir çizgi olmalı.
1940’ların jakoben devleti de, tamamen siyasallaşmış bir devlet de bize yakışmaz.
Bizim ihtiyacımız olan, siyaset üstü bir devlet anlayışıdır; işinin ehli, milletle barışık, gece-gündüz çalışan devlet adamlarıdır.
Vali İsmail Ustaoğlu, tam da böyle bir devlet adamı portresi çiziyor.
Balıkesir son yıllarda Valiler yönüyle çoķ şanslı, çünkü milleti için var olan devletin yüzü artık gülüyor.
Ve inşallah bu gülüş, tüm Türkiye’ye yayılıp kapsayacak yeni yüzyılında.
★
Eş dost sohbetlerinde konu vatanseverlik ve milliyetçiliğe geldiğinde, hep Atatürk'ün şu sözünü hatırlatırım:
"Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır."
Vatanseverliğin en güzel tarifidir bu.
Aksi hâlde siz istediğiniz kadar “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye nutuk atın, dağlara taşlara bayrak dikin, mitingler yapıp bağırın çığırın… Nafile.
Başkaları aya üs kurarken siz yaya kalırsınız.
Ve o açığı kapatmak için, bugün olduğu gibi birçok sıkıntıya göğüs germek zorunda kalırsınız.
O vakit, görevini layıkıyla yapanlara, yaratılanı yaratandan ötürü sevenlere selam olsun.
Selâmetle...