Teknoloji ışık hızıyla ilerliyor.
Günümüzün en çok konuşulan icadı ise yapay zekâ.
Yapay zekâ teknolojileri, iş dünyasında köklü değişimleri beraberinde getiriyor.
Hatta Microsoft’a göre yaklaşık 40 meslek dalı risk altında.
Listede siyaset bilimcilerden matematikçilere, gazetecilerden farklı uzmanlıklara kadar pek çok alan var.
Abartıyı sevenler, geçtiğimiz günlerde hekimleri bile bu listenin içine kattı.
Oysa meseleye soğukkanlı bakmak gerekiyor.
Yapay zekâ meslekleri yok etmiyor; onları yeniden şekillendiriyor.
Çünkü insan yoksa, dokunuş yoksa, sezgi yoksa yapılan işin ruhu eksik kalır.
Teknoloji, insanın yerini almaktan çok, insanın kapasitesini büyütüyor.
Benim kanaatim şu:
Teknoloji bir anlamda insanları kendini yenilemeye zorluyor.
Bu bir dönüşüm çağrısı.
Geleneksel yöntemlerde ısrar edenlerin zorlanacağı bir döneme giriyoruz.
Bu durum en çok da bizim mesleğimiz için geçerli.
Sık sık dile getirdiğim bir konu var.
Gazeteci ile şarlatanın mutlaka ayırt edilmesi noktasında.
Eğer meslektaşlarımız dijitalleşmeyi ıskalar, yapay zekâyı hakikat arayışının hizmetine sunmakta gecikirse, oluşan boşluğu başkaları doldurur. Ve o boşluk çoğu zaman ehil olmayanların oyun alanına dönüşür.
Kısacası, yapay zekâ meslekleri yok etmez.
Aksine doğru kullanıldığında mesleği daha üst bir seviyeye taşır.
Bir örnek vereyim.
Yeni Haber gazetesindeydim.
Tipo baskıdan ofsete geçilen, hurufat kasalarıyla daktilonun yerini bilgisayarın aldığı yıllardı.
Gazeteye ilk bilgisayar geldiğinde, neyin ne olduğunu öğrenebilmek için günlerce uykusuz kaldığımı bilirim.
Eğer bilgisayar kullanmayı o günlerde ıskalasaydım, belki de bugün bambaşka bir meslek dalında olacaktım.
İşte tam da bu yüzden diyorum ki; Teknolojiyi zamanında kavrayan yol alır, ıskalayan ise geride kalır.
Bugün yapay zekâ karşısında yaşanan tartışmalar da aslında dünün bilgisayar tereddütlerinden çok farklı değil.
Ez cümle;
Yapay zekayı siz kullanıyorsanız hiç korkmayın, ama yapay zeka sizi kullanıyorsa o vakit bugünden geleceğiniz için endişelenmeye başlayın!

Bu arada… Fotoğrafa bakınca ben de gülümsedim. Bana ne kadar da benziyor, hem de can canlısından. Bu güzel çalışma için Hasan Memiş kardeşime teşekkür ediyorum.
Herkese sağlık, afiyet ve manevi duyguların en güzel şekilde hissedileceği huzurlu bir Ramazan diliyorum.
#19Şubat #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir