Zubuk Murtaza

Sokaktan baktığımızda,

devletin görünen yüzü memurlardır.

Türk sineması,

bize memurlarda olmaması gereken 4 tipi gösterir:

Bekçi Murtaza,

Namuslu Ali Rıza,

Zübük ve

Dolap Beygiri’nin Ali’si.

Bekçi Murtaza karakteri;

görevine son derece bağlı, disiplinli, dürüst ve tavizsiz bir kamu görevlisidir.

Kimseye ayrıcalık tanımaz. Ancak kuralları uygularken insanı ve hakkaniyeti unutur.

Onun sorunu,

görev ahlakının aşırılığa dönüşmesidir.

Bugün ise bunun tam tersi bir tehlikeyle karşı karşıyayız.

Görevini önemsemeyen, sorumluluk almayan, işini savsaklayan ve kuralları kişilere göre uygulayan memur anlayışı.

Murtaza’nın aşırılığı nasıl sorunluysa, görev bilincinin kaybolması da o kadar tehlikelidir.

Namuslu filminin Ali Rıza'sı;

dürüstlüğü yüzünden küçümsenen bir kamu görevlisidir.

Ne zaman ki zimmetine para geçirdiği düşünülür, çevresindeki itibarı birden yükselir!

Bugün de

dürüst, çalışkan ve liyakatli kamu görevlileri yerine ilişkileri güçlü olanlar yükseliyorsa, kurumların değerler sistemi tersine dönüyor demektir.

Zübük ise

bu yozlaşmanın siyasi ve idari boyutunu temsil eder.

Zübük’ün başarısı

bilgisinden, yeteneğinden veya çalışkanlığından değil;

insanları kullanabilmesinden ve çıkar ilişkilerini yönetebilmesinden kaynaklanır.

Liyakatin yerini sadakatin,

ehliyetin yerini yakınlığın aldığı bir bürokraside Zübükler çoğalır.

Memur,

hizmet ettiği devlete değil,

kendisini makama getiren kişiye karşı sorumluluk hissetmeye başlar.

Dolap Beygiri;

bütün bu düzen içerisinde dürüst kalmaya çalışan memurun dramıdır.

Bir kurumda çalışkan ve ehil insanlar yükselmekte zorlanırken,

liyakatsiz kişiler makam sahibi oluyorsa

yalnızca adaletsizlik yapılmış olmaz.

Aynı zamanda

dürüst insanların çalışma isteği, kuruma bağlılığı ve sorumluluk duygusu da aşındırılır.

İşte günümüz Türkiye’sinde tartışılması gereken temel karakterler bunlardır.

Artık devlet ciddiyetini yeniden hatırlama zamanıdır.

Bekçi Murtaza’nın aşırılığından kaçarken Zübük’ün düzenine teslim olamayız!

Namuslu Ali Rızaların mahcup, Zübüklerin muteber olduğu bir kamu düzenini normal kabul edemeyiz.

Devletin gücü

memurun vatandaşa karşı sertliğinde değil,

görevine karşı ciddiyetindedir.

Makamın ihtişamında değil,

hukukun üstünlüğündedir.

Devlet,

adamını bulanların değil,

işini hakkıyla yapanların omuzlarında yükselir.