Ülkemizde araç muayene hizmetleri fiilen tekelleşmiş durumdadır.

Bu durum hem hukuki hem de ekonomik olarak yanlıştır.

Ülkemizde trafiğe çıkan her araç, belirli periyotlarla muayeneye girmek zorundadır.

Bu kamu hizmeti niteliğindeki faaliyet, 2007 yılından itibaren tek bir özel konsorsiyuma —TÜVTÜRK’e— devredilmiştir.

Bu konsorsiyum da yabancı şirketlerden oluşmaktadır.

TÜVTÜRK, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan imtiyaz sözleşmesiyle 20 yılı aşkın süredir bu hizmeti tekel konumunda yürütmektedir.

Bu uygulama gerek rekabet hukuku gerek anayasa ilkeleri gerek vatandaş memnuniyeti gerekse de kamu yararı açısından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.

Anayasa’nın 167. maddesi, devletin piyasada kartelleşme ve tekelleşmeyi önlemekle yükümlü olduğunu açıkça ifade etmektedir.

Araç muayene hizmetinin ülke genelinde yalnızca bir firmaya bırakılması, fiilen bir tekel doğurmaktadır.

Bu durum hem rekabetin ortadan kalkmasına hem de fiyatların yukarıda sabitlenmesine neden olmaktadır.

Oysa aynı hizmetin mobil telefon, doğalgaz dağıtımı veya elektrik perakende satışında olduğu gibi çoklu firmalar arasında rekabetle yürütülmesi mümkündür ve örnekleri de vardır.

Mevcut sistemde, Türkiye'de yaklaşık 33 milyon aracın tamamı, sadece TÜVTÜRK tarafından hizmet almak zorundadır.

Bu durum, vatandaşların hizmet kalitesi, fiyatlandırma, zamana karşı esneklik ve hizmet çeşitliliği açısından hiçbir tercih hakkına sahip olmaması anlamına gelir.

Ayrıca, bu büyüklükte bir pazarın yalnızca bir firma tarafından yönetilmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımını da sorgulatmaktadır.

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı) ise piyasalarda hâkim durumun kötüye kullanılmasını açıkça yasaklamaktadır.

Araç muayenesi gibi teknik bir faaliyetin yalnızca bir işletmeye verilmesi, yeni oyuncuların piyasaya girişini engellemekte ve sektörde rekabetin doğmasına baştan mani olmaktadır.

Bu yapının vatandaşlar açısından en görünür sonucu, fiyat artışlarına karşı korumasızlık, randevu sıkışıklıkları ve hizmetin tek biçimli katı yapısıdır.

Alternatif firmaların bulunmaması, hizmetin geliştirilmesine yönelik hiçbir motivasyon bırakmamaktadır.

Mevcut durumun çözümü için, kamu otoriteleri şunları göz önünde bulundurabilir:

- Hizmetin bölgesel lisanslama ile birden çok firmaya açılması, Tavan fiyat uygulaması ile fiyat rekabetinin sağlıklı şekilde işletilmesi,

- Hizmetin kamu kuruluşları tarafından verilmesi, Bağımsız bir kalite denetim kurulu ile hizmet standartlarının korunması,

- Sözleşme süresi bitiminde mevcut yapının kamu yararı ve rekabet ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi.

Sonuç olarak, araç muayene hizmetinin kamu adına yürütülmesi gereken bir hizmet olduğu unutulmamalıdır.

Bu hizmetin kamu yararı, rekabetin tesisi ve anayasal ilkeler doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Tek bir şirkete dayalı hizmet modeli, uzun vadede verimsizlik ve memnuniyetsizlik doğurmaktadır.

Vatandaşın tercih hakkını ve piyasanın doğal denge mekanizmalarını ortadan kaldırmaktadır.

Not: Konunun sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için herkes tarafından sahiplenilip okunması ve okutulması elzemdir.