Bir belediye başkanının kıyafeti üzerinden siyaset yapan zihniyet, aslında halktan ne kadar koptuğunu ilan ediyor. Sandıkta karşılığı olmayan bu dil, iktidar hayali kuranların en büyük engeli haline geliyor. Nasıl mı? Bakın anlatayım size. Bir de şu rakamlara bakın, sonra başınızı iki elinizin arasına alarak düşünün derim!
Fotoğraftaki kadın kardeşimiz, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş.

Üç dönemdir halkın oyuyla seçiliyor.
Bu tek başına bile bir gerçeği anlatmaya yeter:
Bilgisiyle, emeğiyle, duruşuyla bulunduğu yeri hak eden bir belediye başkanından söz ediyoruz.
Gelin görün ki hâlâ birileri çıkıp bir kadını, yaptığı hizmetle değil, giydiği kıyafetle yargılamaya kalkıyor.
Üstelik bunu siyaset adına yapıyorlar.
Zeynep Güneş’in yöresel kıyafetleri, onun kimliğinin, kültürünün ve halkıyla kurduğu bağın bir parçası.
Bunu hem günlük yaşamında hem de görevini icra ederken bilinçli bir tercih olarak taşıyor.
Ama mesele hiçbir zaman kıyafet olmadı.
Mesele; önyargı, kibir ve halktan kopukluk.
★
Bir kadının dış görünüşü üzerinden kurulan bu zehirli dil; yalnızca bir kişiyi değil, milyonlarca insanın değerlerini hedef alan bir tahkir ve tezyiftir.
Aynı zamanda açık bir provokasyondur.
Bugün Türkiye’nin geldiği noktada artık herkes şunu görmek zorunda:
İktidarı belirleyen vitrin değil, emek ve halkın iradesidir.
Eğer mesele vitrin olsaydı, hemen her seçim döneminde popülaritesi yüksek isimleri listelerine alan CHP çoktan iktidar olurdu.
★
Ve tam da bu noktada, Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı son anketi hatırlatmak gerekiyor.
Soru şu:
“Muhalefet partilerinin Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunu düşünüyor musunuz?”
🔴 %60,8 — Hayır
🟢 %37,4 — Evet
🔵 %1,8 — Fikrim yok / Cevap yok
1.219 kişiyle yapılan bu araştırma, sadece ana muhalefet için değil, iktidara talip olan tüm partiler için ciddi bir uyarıdır.
★
Bu tabloyu iyi okumaları gerekiyor.
Okurken de şunu anlamaları şart:
Bu çağda, kılık kıyafet ve insanların dış görünüşü üzerinden siyaset yapılmaz.
28 Şubat’ın, darbe dönemlerinin, vesayetçi ve ayrımcı dili bu ülkede bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.
Halk artık kimliğini, değerini, inancını ve kültürünü küçümseyenleri değil;
kendisine saygı duyanları iktidara taşımaktadır.
Ve siz hâlâ “Neden iktidar olamıyoruz?” diye soruyorsanız,
cevap tam da bu satırlarda gizlidir.