Bugün Ehl-i Keyif'teydik...
Belki de çayının tadını hiçbir yerde bulamayacağınız o mütevazı mekânda, sadece çay içmedik; yılların biriktirdiği hatıraları yudumladık.
Macit Abi (Ermiş) anlattı... Ardından nam-ı diğer Arap Fikret (Yeşil) söze girdi.
Bir hatıranın ucundan tuttular, bizi 70'li yıllardan alıp bugüne getirdiler.
Her cümlede eski bir dostun adı geçti, her anıda unutulmaya yüz tutmuş bir gülümseme yeniden hayat buldu.
70'li yıllara damga vuran sağ-sol olayları, 80'li yıllardaki değişim, 90'lı yıllardaki adrenalini yüksek günler ve Susurluk kazası...
Her birinin canlı tanığı olduğumuz yaşanmışlıklar, ülke gündeminde yer edinmiş nice unutulmaz isimlerin de dahil olduğu hatıralar...
Nice ortak dostu rahmetle, saygıyla ve özlemle andık.
Vedalaşırken saate baktığımızda tam 2,5 saatin su gibi akıp gittiğini fark ettik.
Meğer zaman değilmiş hızla geçen... İnsan, samimiyetin içinde zamanı unutuyormuş.
Geçmişe takılı kalmayı sevmem. Ama kabul etmek gerekir ki; dostluğun da, vefanın da, sohbetin de bir başka tadı vardı o yıllarda.
İnsanlar birbirini satmaz, sözünün arkasında durur, dostunu yarı yolda bırakmazdı.
Belki de bugün en çok özlediğimiz şey; o günlerin insanlığı..

Selâmetle...