Kalbim tekledi... Yaklaşık üç ay hastane koridorlarında yaşadım. O süreçte sadece tedavi olmadım; fedakârlığın, mesai kavramı tanımayan hekimlerin ve gerçek sağlık hizmetinin nasıl verildiğine de tanıklık ettim. Bir hasta gözüyle Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşadıklarımı ve neden Türkiye'nin dört bir yanından, KKTC'den ve Almanya'dan insanların Balıkesir'e şifa aramaya geldiğini yazdım.
Hayat bazen insanı hiç hesapta olmayan kapıların önüne getiriyor.
Benim kapımı da kalbim çaldı...
Kalbim tekledi. O süreçte yolum Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Kliniği ve Prof. Dr. Eyüp Avcı ile kesişti. Yaklaşık üç ay süren tedavimin ardından bugün hâlâ belirli aralıklarla kontrollerime gidiyorum.
Bu süreçte sadece tedavi olmadım. Bir sağlık ordusunun nasıl fedakârca çalıştığını da yakından gördüm.
Sabah saat 07.00... Prof. Dr. Eyüp Avcı çoktan hastanede oluyor. Günün ilk hastasını bekliyor. Sonra başlayan tempo, akşamın ilerleyen saatlerine kadar hiç düşmüyor.
Poliklinik adeta insan seli... Koridorlar dolup taşıyor. Bir odadan diğerine koşan, bir hastadan diğerine yetişen bir hekim görüyorsunuz. Ama buna rağmen ne yüzünde bıkkınlık, ne sözlerinde kırıcılık...
Aksine...

Her hastayı dinleyen, moral veren, güven aşılayan bir hekimle karşılaşıyorsunuz.
★
Kardiyoloji bölümünün fiziki şartları yetersiz.
Dar alanlarda büyük bir mücadele veriliyor.
Buna rağmen ne "Yerimiz dar", ne "Elimizden gelen bu kadar", ne de "Beğenmiyorsanız başka yere gidin" diyen bir anlayış gördüm.
Ne de homurdanan hastalar...
Tam tersine...
Duvarlarda teşekkür mektupları, şiirler ve minnet dolu satırlar var. O yazılar, verilen emeğin en güzel ödülü.
★
Bir ayrıntıyı daha paylaşmadan geçemeyeceğim.
Prof. Dr. Eyüp Avcı, Balıkesir'in komşusu Çanakkale'nin Yenice ilçesinden... Yani yarı Balıkesirli sayılır. Hemşerileri onu öylesine çok seviyor ki, ilçedeki bir caddeye adını vermiş. Ne güzeldir yaşarken insanların gönlünde ölümsüzleşmek.
Son 8-9 aydır yakından gözlemlediğim kadarıyla Eyüp hocanın Balıkesir'i birçok Balıkesirliden daha fazla sevdiğini, özümsediğini, yarınlarını düşündüğünü rahatlıkla söyleyebilirim.
Bunun en büyük göstergesi de, Balıkesir'in önde gelen iş insanlarının ve kanaat önderlerinin Üniversite Hastanesi'nin gelişimine gönüllü olarak destek vermesi. Balıkesir'de pek alışık olmadığımız bir tablo bu. İnsanlar bir kişiye güvenmeden böyle bir sorumluluğun altına girmez.
Bu noktada hastane başhekimi Doç. Dr. Bahadır Çağlar ile yardımcısı Doç. Dr. Süha Serin'in de hakkını teslim etmek gerekiyor. Hastanenin fiziki koşullarını nasıl iyileştirebiliriz derdinler gece/gündüz.
★
Bir başka dikkat çekici gerçek daha var...
Şehrin birçok tanınmış ve varlıklı ismi, gönül rahatlığıyla kalbini Prof. Dr. Eyüp Avcı'ya emanet ediyor. Oysa geçmişte aynı insanlar tedavi için İstanbul'un, Ankara'nın ya da Bursa'nın yolunu tutardı.
Demek ki artık Balıkesir'de güven veren, marka değeri oluşturan bir sağlık kadrosu var.
Prof. Dr. Eyüp Avcı'nın hekimliğini anlatmak kolay değil... Ama insanlığını anlatmak daha da zor. Çünkü bazı değerleri kelimeler tarif edemez.
Ekibindeki her bir hekim kardeşimizde geleceğin Eyüp Avcı'sı karakterini görmek mümkün.
Benim için bu sürecin özeti tek cümledir:

"Kalbim önce Allah'a, sonra sana emanet hocam..."
★
Bir parantez de tıbbi sekreterlere açmak gerekiyor.
Balıkesir Üniversitesi Kardiyoloji Polikliniği'nde görev yapan tıbbi sekreterlerin sabrı, güler yüzü ve düzeni gerçekten örnek alınacak nitelikte.
Ali Can, Ömer Can Aysel, Mehmet Can Yıldız.. Bu çocukların sinirleri alınmış sanki. O kadar yoğunluğa rağmen işlerini büyük özveriyle yaparak hastaları tedaviye sorunsuz şekilde yönlendiriyor,
Keşke diğer sağlık kuruluşları da bu hizmet anlayışını yerinde görse. Vatandaşa hart-hurt yapmadan da hizmet edilebildiğini bilse!
★
Bir zamanlar insanlar şifa bulabilmek için gecenin bir yarısı Bursa'nın, İzmir'in yolunu tutardı.
Bugün ise Türkiye'nin dört bir yanından, KKTC'den, hatta Almanya'dan insanlar Balıkesir'e geliyor.
Bu tesadüf değil.
Bu, işini seven, bilgisini sürekli geliştiren ve memleketini terk etmeyen hekimlerin başarısıdır.
Prof. Dr. Eyüp Avcı, Prof. Dr. Ahmet Dolapoğlu, Doç. Dr. Tarık Yıldırım, Prof. Dr. Nurdan Sarıoğlu, Prof. Dr. Murat Başbuğ, Prof. Dr. Mine İslimye Taşkın, Prof. Dr. Eyüp Karahan, Prof. Dr. Ömer Topalak, Prof. Dr. Hikmet Çoban...
Bu isimler artık sadece başarılı akademisyenler değil, Balıkesir Üniversitesi Hastanesi'nin marka değerine dönüşmüş hekimlerdir.
İyi ki varlar...
İyi ki Balıkesir'deler...
★
Şimdi Balıkesir'e düşen görev ise bu değere sahip çıkmaktır.
Üniversite Hastanesi yalnız bırakılmamalı. Fiziki koşulları mutlaka güçlendirilmeli. Çünkü sağlıkta kaliteyi sadece iyi doktorlar değil, güçlü altyapı da tamamlar.
Bolu'da, Manisa'da, Muğla'da, Çanakkale'de bunun örneklerini görüyoruz.
Balıkesir neden daha iyisini başarmasın?
Bu noktada taşın altına elini koyan örnek isimler de var. Mehmet Çetin gibi... Murat Yolcu gibi...
İmkânı olan herkesin bu hastaneye katkı sunabileceği bir alan mutlaka vardır.
Çünkü Üniversite Hastanesi güçlendikçe sadece binalar büyümeyecek...
Balıkesirlilerin umudu büyüyecek.
Ve inanıyorum ki, şifa arayan insanların yolu daha uzun yıllar Balıkesir'e düşmeye devam edecek.

Her birbirinize sağlık ve afiyet dilerim..