Dün çarşıya doğru yol alırken Balıkesir’de bir esnaf odası başkanı seslendi:

Gel, bir çay içelim.”

Çay daveti geri çevrilir mi?

Oturduk.

Hoş beş, biraz sohbet derken başladı anlatmaya…

“Çok umutluyduk. Heyecanlıydık. İyi işler yapar diyorduk. Ama olmadı… Olmuyor… Olmayacak galiba…

Ne olmuyor? Balıkesir’de işler tıkırında, herkes mutlu, yüzler gülüyor” deyince…

Bam teline basmışım!

Tezeneyi bir sağa savurdu, bir sola…

Ramazan, bak görmüyor musun? Okullar açıldı. Yaya çizgisini bile çekemiyorlar. Bunu da mı AK Parti engelliyor? Bunu da mı yaptırmıyor?”

Sustu.

Sonra kendi kendine cevap verdi:

Biz bunu hak ettik. Hak ettik! Kendi ellerimizle kendimizi, kentimizi, esnafımızı cezalandırdık.”

Bu sözler bana yabancı değildi.

Vatandaştan buna benzer serzenişleri çok duydum.

Ama ilk kez bir esnaf odası başkanının bu kadar açık, bu kadar içten ve bu kadar sitem dolu konuşmasına şahit oluyordum.

AHMET AKIN’A
SÖYLEYECEĞİ VAR AMA…

İşin ilginç tarafı; Ahmet Akın hakkında olumsuz tek kelime etmiyor.

Tam tersine…

Her aradığımızda ulaşıyoruz. Kapısını çaldığımızda derdimizi anlatıyoruz. Davranışları, yaklaşımı 10 numara. Meseleyi ilettiğimizde hemen ilgili daire başkanını, genel sekreter yardımcısını arıyor. ‘Çözün başkanımızın meselesini’ diyor.”

Buraya kadar güzel.

Peki mesele neden çözülmüyor?

İşte burada kafası karışıyor.

“İki ihtimal geliyor aklıma” diyor ve devam ediyordu:

Ya biz gittikten sonra daire başkanını arayıp ‘Sallayın’ diyor… Ya da alt kademedekiler Ahmet Akın Başkanımızı dinlemiyor.

Başka ihtimal yok mu?” diye soruyorum.

Benim aklıma başka bir şey gelmiyor” diyor.

Sonra geçmişten bir örnek veriyor:

Yücel Yılmaz’ı aradığımızda Yasin Sağay’a talimatı verir, gün içerisinde sorun çözülürdü.”

Karesi'ye de sitemliydi.

"Küçük bir iş bile günlerce halledilemiyor. Mesut başkanı ise aramaya korkar hale geldik. Çünkü bir güzel azar işitiyoruz. Biz Dinçer başkandan kurtulalım dedik, şimdiyse mumla arıyoruz." ifadeleri şehirse yaşanan hayal kırıklığını özetler gibiydi.

Ve sohbetimizde şu cümleyi en az 4-5 kez sarf etti:

“Biz bunu hak ettik Ramazan. Hak ettik.”

“İNŞALLAH
SEÇİMLERİ ÖNE ALIRLAR”

Sonra konu siyasete geliyor.

AK Parti’nin adayı kim olur?” diye soruyor.

Herkesin konuştuğu, kamuoyunun bildiği isimleri sıralıyorum.

Kim olursa olsun” diyor,

Yeter ki Balıkesir’i bilsin.

İşte o cümlede her şey vardı.

Sözlerinden daha fazlasını gözleri anlatıyordu.

Pişmanlık…

Kızgınlık…

Beklenti…

Ve galiba biraz da çaresizlik.

Sonra ekliyor:

“İnşallah yerel seçimleri öne alırlar.”

Bir çay içelim diye oturduk.

Meğer adamın içinde birikmiş ne varsa döküldü.

Bir çay içtik, on çaylık dert dinledik.

MESELE SADECE
YAYA ÇİZGİSİ DEĞİL

Şimdi bunu sadece bir yaya çizgisi meselesi olarak görmeyin.

Mesele yaya çizgisi değil.

Mesele;

Bir şehrin yönetim anlayışıdır.

Bir talimatın neden sahada karşılık bulmadığıdır.

Bir belediye başkanının “çözün” dediği işin neden çözülmediğidir.

Mesele, yukarıyla aşağı arasındaki iletişim kopukluğudur.

Ve daha önemlisi…

Mesele, Balıkesir’in neden yıllardır aynı sorunları konuşup durduğudur.

Burada Ahmet Akın’ın da ciddi bir muhasebe yapması gerekiyor.

Başkanın iyi niyeti tek başına yetmez.

Vatandaşın derdini dinlemek yetmez.

“Çözün” demek de yetmez.

Emri verdiğiniz iş sahada yapılmıyorsa, orada artık talimat değil, yönetim sorunu vardır.

BALIKESİR,
İKİ İLERİ BİR GERİ DE DEĞİL!

Tekrar etmekte fayda var.

Balıkesir’in meseleleri;

Balıkesir’i bilmeyen,

Balıkesirliyi tanımayan,

Şehrin reflekslerini anlamayan siyasetçi ve bürokratlarla dün de çözülmedi, bugün de çözülmüyor.

Ama kabahat sadece yönetenlerde mi?

Hayır!

Balıkesirlinin de artık bir aynaya bakması gerekiyor.

Çünkü biz de ders almıyoruz.

O yüzden Karesi Mehteran Bölüğü misali;

İki ileri, bir geri değil…

Bir ileri, iki geri gidiyoruz!

Tayin…

Atama…

Eşi dostu belediyelere, devlet dairelerine yerleştirme…

Yerel yönetimleri rant kapısı olarak görme…

Bunları bir kenara bırakmak zorundayız.

Bu şehirde makamlar kişilerin değil, Balıkesir’in emanetidir.

Belediyeler iş bulma kurumu değil, şehrin geleceğini inşa etme merkezidir.

Siyaset, akraba ve dost kontenjanı dağıtma sanatı değildir.

Bürokrasi, koltuk koruma mekanizması değildir.

BALIKESİR’İN ARTIK
YENİ BİR HEDEFE İHTİYACI VAR

Bu coğrafyanın değerini;

şehrin etiyle, sütüyle, kaymağıyla geçinenlerden, gününü gün, servetine servet katanlardan daha çok bilmek zorundayız.

Balıkesir’in sadece bugününü değil, yarınını düşünmek zorundayız.

Tarımını…

Sanayisini…

Turizmini…

Üniversitesini…

Esnafını…

Gençlerini…

Ve en önemlisi, insanını merkeze koymak zorundayız.

Yoksa aynı hikâyeyi daha çok dinleriz.

Başkanlar değişir.

Partiler değişir.

Makam sahipleri değişir.

Ama Balıkesir’in kaderi değişmez.

Ve biz yine bir gün çarşıda bir esnaf odası başkanıyla karşılaşırız.

Gel bir çay içelim” der.

Otururuz.

Bir çay söyleriz.

Sonra…

Bir çaylık sohbetten on çaylık dert çıkar.

Emanetin bugünkü sahibi Ahmet Akın başkanımızın bilgisine sunulur.

Elçiye zeval olmaz!

Selametle...

#22Eylul #KendimeNotlar #RamazanDemir #Balıkesir