Dünlerde birbirlerine ağır ithamlarda bulunanlar,
Kavgada söylenmesi halinde cinayet sebebi olabilecek kadar ağır söylemleri kullanarak kara çalanlar,
Bugünlerde "Ergenekon" yapılanmasına benzer örgütlenmeyle, bir zamanların moda dizisi Dallas'taki entrikaları gölgede bırakacak organize işler içine girenler,
İçlerindeki kin ve nefret duygularını açığa vurarak ellerinden geleni ardlarına koymadan çirkin bir saldırı girişiminde bulunsa da bana, yine de ben onları çok mu çok seviyorum.
Keşke anlayabilsem neden sevemediklerini beni.
Sanırım bende bir hata veya algılama sorunu yaşıyorum.
Ama bakıyorum
Yüzyüze geldiğimde inanın melekler gibiler.
O zaman ise, hatayı başkalarında arıyorum.
Çünkü, arkamı döndüğümde söylenenler bana iletildiğinde inanın şaşırıp kalıyorum.
"Yahu nasıl olur. Daha bir-kaç saat önce birlikteydik. Benim hakkımda böyle birşey diyebileceğine asla inanmam" diyorum.
Yine de inanmak istemiyorum.
Zaten kendilerini de aradığımda; "Nereden çıkarıyorlar. Seninle aramızı açmak istiyorlar" gibisinden yaklaşımla karşılaşıyorum.
Çünkü ben, her zaman aynaya bakıp kendimle yüzleşiyorum.
Başımı yastığı koyduğumda "Acaba ben bugün birinin kalbini kıracak birşey yaparak günah işledim mi" diyerek kendimle hesaplaşıyorum.
Belki zaman zaman hatalarım olmuştur.
Zaten hatasız kul olur mu?
Kusursuz olan bir tek Allah değil mi zaten..
Bilerek, isteyerek, kasıtlı olarak Allah'ın bir kulunu incittiysemde bana haklarını helal eylesinler.
Çünkü ben, yaşamım süresince kimseye karşı kin, nefret duyguları asla beslemedim.
Sadece bir kişi hariç.
Zaten ona karşı da çirkin bir davranış içerisine asla girmedim.
Sadece ve sadece selamı-sabahı kestim.
Onu da ben affettim ama, Yaradan affedermi bilmiyorum.
Ayrıca, bunun kaşı kara, şunun saçı beyaz diye ayırt etmedim.
Dünyadaki canlılar arasında en değerlisi olan insana insanca yaklaşmaya çalıştım.
Ömrümün kalan bölümünde de yaklaşamaya devam edeceğim.
Çünkü ben yaradılanı seviyorum, Yaradandan ötürü..
"Yaradan hepimizin yar ve yardımcısı olsun" diyerek sözü burada bitiriyor, içlerindeki kin ve nefret duygularından arınmakta zorlananlara yardımcı olacağına inandığım aşağıdaki satırlarla sizleri başbaşa bırakıyorum..
***
Nefreti aşmanın tek yolu var:
Affetmek.
Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.
Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.
Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir.
Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı. Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır.
Affetmek insanı derinleştirir.
Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir.
Çünkü affetmek bir seçimdir.
Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir.
Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur.
Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.
Affetmek bir seçimdir.
Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir.
Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır.
O acılar sizin acılarınız.
Affetmek kolay değildir.
Fakat özgürleşmek için gereklidir.
Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrolü altında tutmasına son vermek demektir.
Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.
Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.
Affetmek kırgınlığın, kızgınlığın, nefretin hapishanesinden özgürlüğe çıkmaktır.
Affetmek artık acıyı hissetmemektir.Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.
"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.
***
Karar sizin..
İster affedin, isterse Allah'a havale edin..
Benim görüşüm nedir diye sorarsanız eğer,
Dünyada en büyük acının sabır olduğunu unutmadan gönül kapınızı gönüllere her zaman açık tutun derim.
Çünkü, gönül bir sırça saray gibidir, kırılırsa asla yapılmaz..
Herşey gönlünüzce olsun..
----------------------
günün sözü
----------------------
Dost kazanmanın tek yolu, dost olabilmektir.
Emerson