Bugün gazetecilik,
faydası topluma
ama maliyeti çalışana kesilen
bir meslek durumunda.

Birçok programa giderken annemin;
Oğlum seni de içeri alırlar,
dikkatli konuş
” dediğini bilirim.
...
İyi ama bu meslek korkuyla yapılamaz!

diyor Ahmet Hakan..

Yerinde bir tespit yapmış Hürriyet'in yazarı yapmasına da

son dönemde gazetecilik hemen
herkesin sınırsız yapabildiği alana dönüşmüşse...

basın ekmekçilerini değil de,
sosyal paylaşım ağlarında ayar verenleri, çirkeflik yapan pespayeleri daha yararlı (!) görüp besliyorsa bugünkü sistem

annelerimiz;
"aman evladım
herkes paçayı kurtarır, olan sana olur
."
demeye

fikir emekçileri
bilirken susmaya
devam eder...

Çözüm
Gazeteciyle şarlatanı ayırt etmekte..

Çözüm
Basın Meslek Yasası yapmakta..

Çözüm
Gazeteciliği gazetecilere bırakmakta..

Çözüm

Hak ve Hakikatın peşinde olanın meslek alanını genişletmekte..



Hakikatin korunması ve anlamlı biçimde dolaşıma sokulması, çağımızın en büyük sınavlarından biridir.

Bu sınavda en önemli güvencelerimiz ise; ilkelere bağlı, etik değerleri pusula edinmiş, hak ve hakikat peşinde koşan basın emekçileridir.

Çünkü gazetecilik yalnızca haber vermek değil, topluma karşı vicdani bir sorumluluk taşımaktır.

Ancak bu sorumluluk yerine getirilmediğinde, daha doğrusu hakikatin tarafında duran gazeteciler desteklenip ayırt edilmediğinde, ortaya tehlikeli bir boşluk çıkar.

İşte o boşluğu; toplumun milli ve manevi değerlerine dinamit koyan, etki ajanı gibi çalışan, dış kaynaklı ve fonlu yapılar doldurur.

Meydan onlara bırakıldığında ise hakikat geri çekilir, yalan cesaret kazanır.

Bugün en büyük risklerden biri, gazetecilik ile propaganda arasındaki çizginin bilinçli şekilde silikleştirilmesidir.

Bu silikleşme, sadece basını değil, doğrudan toplumsal dokuyu hedef alır.

Çünkü basın çürürse, toplum yanıltılır; toplum yanıltılırsa, ortak akıl felce uğrar.

Anadolu’nun “fazilet adaları” olarak nitelendirilebilecek Milli Mücadele basın geleneği, bu toprakların en kıymetli miraslarından biridir.

Kalemi silah, manşeti cephe olan o ruh yok edildiğinde; toplum her türlü dezenformasyona açık hale gelir.

Gerçeğin yerini algı, bilginin yerini manipülasyon alır.

Bugün yapılması gereken nettir.

Hak ve hakikat yolculuğunda bedel ödemeyi göze alan gazetecilerin yanında durmak.

İlkesizliği değil, ilkeli duruşu ödüllendirmek.

Aksi halde susturulan her doğru söz, yarının daha büyük yalanlarına davetiye çıkarır.

Unutulmamalıdır ki; hakikat korunmazsa, sadece basın değil, toplum da kaybeder.

Bu arada, minik bir hatırlatma yapmakta fayda var;

Gazetecinin amacı hakikati yazmaktır;
algı oluşturmak değil.

Nokta!

2026 yılının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde, Tıp Fakültesi Hastanesi’nde devam eden tedavi sürecim nedeniyle cemiyetimizin geleneksel dayanışma etkinliğinde meslektaşlarımızla bir arada olamamanın burukluğunu yaşadım.

Ancak iletilen her bir mesaj, benim için adeta şifa niteliği taşıdı.

Bu vesileyle mesajlarıyla destek olan tüm meslektaşlarıma gönülden teşekkür ediyor; sağlık, afiyet ve mesleki dayanışmalarının artarak devam etmesini diliyorum.

Selâmetle