İkiz Kuleler’in vurulduğu günleri ve ardından yaşananları hatırlayın. O gün ne denmişti: “Afgan halkına özgürlük ve demokrasi götürüyoruz.” Sanki bu söz, gelecekte yaşanması muhtemel bir “Kıyamet Savaşı”nın habercisiydi. Çünkü Ortadoğu halkı, o günden bugüne kan ve gözyaşı dışında pek bir şey görmedi. Şimdi sıra İran’da. Peki, sonrasında hedef neresi olacak?

11 Eylül 2001…

ABD tarihinin en karanlık günlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

O sabah, New York’ta İkiz Kuleler’e çarpan kaçırılmış yolcu uçakları, binlerce insanın ölümüne, yaralanmasına ve derin travmalara yol açtı.

ABD hemen Usame bin Ladin, El Kaide ve Taliban'ı suçlu ilan etti.

Ardından başlayan süreç, sadece Afganistan’ı değil, tüm Ortadoğu’yu cehenneme çevirdi.

ABD’nin “Afgan halkına özgürlük götürüyoruz” adı altında başlattığı işgal, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adıyla sunuldu.

Demokrasi, insan hakları, kardeşlik ve refah vaad edildi, ama kan, gözyaşı, güvensizlik ve parçalanma geldi.

Afganistan’la başlayan domino etkisi Irak, Libya, Yemen, Suriye, Tunus, Mısır, Lübnan, Filistin ve Sudan’a sıçradı. Bugün bu fay hatları İsrail'in ABD destekli başlattığı saldırısıyla İran’a uzandı.

Irak işgaliyle birlikte etnik ve mezhepsel çatışmalar bilinçli biçimde körüklendi. Yeni terör örgütleri sahneye çıktı, haritalar değişti, devletler içeriden ve dışarıdan yeniden dizayn edilmeye çalışıldı.

Emperyalist güçlerin gerçek hedefi bölgeyi kontrol altına almak ve Ortadoğu kaynaklarını ele geçirmek.

Tüm bu kaosun arkasında Büyük İsrail hayali yattığı fikri genel kanı.. Nil’den Fırat’a uzanan bir genişleme planı, bölgedeki gerilimi sürekli tırmandırıyor.

Çeyrek asırdır “Afgan halkına özgürlük götürüyoruz” sloganıyla başlayan bu süreç, aslında emperyalist fay hatlarının ürettiği çatışmalarla bizi meşgul ediyor.

Kıyamet savaşı çıkar mı bilinmez; ama asıl hedefin Türkiye olduğu gerçeği yıllardır konuşuluyor, biliniyor.

Bu coğrafyayı kaosa sürükleyen güçler, eninde sonunda Anadolu’yu da aynı senaryoya dahil etmek isteyecektir.

Türkiye’nin önünde tek bir yol var.

Bir olmak, iri ve diri olmak.

Emperyalist oyunları bozmanın, kenetlenmekten ve milli iradeyi güçlü tutmaktan başka çaresi yok.

Tarih, parçalanmış toplumların kolay lokma olduğunu defalarca gösterdi.

Bugün, yeniden aynı tuzağa düşmemek için uyanık olmalı, birlik olmalı ve geleceğimizi kendi ellerimizle şekillendirmeliyiz.

Unutmayalım;

Bu topraklar, yüzyıllardır dış müdahalelere karşı direnerek ayakta kaldı.

Şimdi de aynı iradeyle, emperyalist projeleri boşa çıkaracak güce sahibiz.

Yeter ki, o iradeyi gösterelim...

En başa dönersek, sözün özü şu:

Eğer ‘özgürlük’ ve ‘demokrasi’ Amerikalıların Afganistan’a götürdüğü gibi oluyorsa, ben böyle özgürlük ve demokrasi istemem!”

..ve zalimler için yaşasın cehennem!

Selametle..