Önce Yusuf Hocaoğlu kardeşimin hazinesinden çıkan şu fotoğrafa dikkatlice bakın..

Abdülhamit Han tarafından yaptırılan Balıkesir Sultanisi..

Tüm ihtişamıyla gönlümüzün, gözümüzün paslarını silerken geçmişi yad ettiriyor.

Arkasında Guraba Hastanesi…

Bir asırdan fazla süredir bu şehre eğitim, şifa ve umut dağıtan iki köklü yapı.

Sonra ne oldu?

Bu bina sırasıyla Balıkesir Lisesi, Uludağ Üniversitesi Balıkesir Mühendislik Fakültesi, Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oldu.

Binlerce gencin hayatına dokundu, nice öğretmen, mühendis, sanatçı yetiştirdi.

Ama hikâye burada da bitmedi…

Daha sonra, sudan bir bahane uydurularak üniversite buradan adeta kovuldu.

Oysa bu tarihi mekâna en çok yakışanlar onlardı.

Sanat, estetik ve hafıza…

Bu duvarlara yeniden can verecek olan onlardı.

Ne oldu peki?

Bina Karesi Belediyesi’ne verildi.

Onlar da ne yapacaklarına bir türlü karar veremeyip ellerine yüzlerine bulaştırdı.

Tarihe sahip çıkmak yerine, gidip modaya uydular…

Gittiler Edremit yolu kenarına Selanik’teki evin kopyasını yaptılar.

Enerjilerini heba ettiler.

Oysa burada,

gerçek tarih,

gerçek hafıza,

gerçek kimlik duruyordu.

Ve şimdi…

Kapıları kilitli.

Camları kırık.

Duvarları dökülüyor.

Hatıraları toz içinde.

Balıkesir’in tam kalbinde, göz göre göre çürüyen bir tarih yatıyor.

Asıl soru şu:

Bu şehir, böylesi bir mirası neden yıllardır kaderine terk ediyor?

Bir yandan “Şehir Müzesi için yer arıyoruz”, “Spor Müzesi yapacağız” deniliyor…

İyi de, alın size hazır, görkemli, tarihi bir mekân!

Duvarlarında Balıkesir’in hafızası yazılı bir yapı dururken, daha ne arıyorsunuz?

Sakın Arkeoloji Müzesi diye yine ortaya çıkmayın, çünkü o yer burası değil..

Hiçbir şey yapamıyorsanız, bari bir tabela asın:

Çanakkale’ye gidip geri dönemeyen Kınalı Kuzuların hatırası burada yaşıyor…

Hiç değilse bu binanın yok oluşunu izlerken yüreğimiz biraz daha az sızlasın.

Üstelik bu yalnızca bir bina değil.

Hemen yanı başında Ali Hikmet Paşa Köşkü var.

O da aynı kaderi paylaşıyor.

Terk edilmiş, sahipsiz, unutulmuş.

Soruyorum size:

Nasıl bir şehir burası?

Geçmişine, atalarına, değerlerine sahip çıkmayan bir şehir…

Tarihini görmezden gelen bir şehir…

Kendi hafızasını yok sayan bir şehir

Ne demişler;

Geçmişini bilmeyen, sahip çıkmayan,

geleceğini de yönlendiremez.

İşte bu yüzden Balıkesir’in pusulası şaşmış durumda.

Nereye yürüyeceğini bilmiyor.

Hangi yöne gideceğini kestiremiyor.

Oysa bu şehir;

İki denize açılan,

Çay hariç her ürünün yetiştiği,

Toprağı bereket, coğrafyası cennet bir şehir.

Ama gelin görün ki…

İki yakası bir türlü bir araya gelmiyor.

Sanki görünmez bir el, sürekli geriye çekiyor.

Belki de gerçekten bir beddua vardır bu şehrin üzerinde… Kim bilir?

Balıkesir’in kaderi değişir mi bilinmez…

Ama bildiğim bir şey var..

Bu şehir, geçmişine sırtını döndükçe

geleceğini de kaybetmeye devam edecek.

Ah Yücel… Ah

Hep senin yüzünden tüm bunlar...

Selametle...

#05Şubat #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir