Kamu kaynaklarını kullanıyorsanız, meslek kuruluşlarının dikkate almadıklarına "gazetecilik payesi" veren sizler iseniz, kötüleri kollayıp, iyileri cezalandırıyorsunuz demektir bunun adı arkadaşlar,
"Kim gazetecidir, kim değildir?" sorusuyla yine sıklıkla karşılaşmaya başladım son günlerde.
Eğer siz bu şehirde yaşıyorsanız,
üst düzey yöneticiyseniz,
milletvekili veya
siyasi parti başkanıysanız,
kamu kuruluşunun müdürüyseniz,
sanayi, ticaret, esnaf odaları başkanıysanız,
iş insanı denilince adınızdan saygıyla söz ediliyorsa...
ve sizler bu şehirde kim gazeteci, kim değil ayırt edemiyorsanız,
düzenlediğiniz toplantılara, etkinliklere;
"aman ne olur olmaz, iki satırlık paylaşım da benim için yapmasın, psikolojim bozulmasın, sosyal medya maymunları da gelsin"
diyerek suya sabuna dokunmuyorsanız
ardından da bizlere dert yanıyorsanız
hiç kusura bakmayın ama ortada bir kirlilik varsa bunun sorumlusu bizler değiliz..
★
Kamu kaynaklarını kullanıyorsanız,
"git bir sayfa aç, internet sitesi kur, haftalık, 15 günlük, aylık gazete çıkar, sana BİK üzerinden ödeme yapalım." diyorsanız..
Meslek kuruluşlarının dikkate almadıklarına "gazetecilik payesi" veren sizler iseniz
"kötüleri kollayıp, iyileri cezalandırıyorsunuz" demektir bunun adı arkadaşlar.
Kısacası bugünkü Cuma Hutbesi'nde denildiği gibi kul hakkına giriyorsunuz,
Ateşten gömlek giymeyin!
★
Buna benzer şeyleri bilmem kaçıncı kez yazıyorum.
Bilmem kaç kez toplantılarda haykırdım.
Gazeteciler olarak kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz.
Bizler sizin psikolojiniz daha çok bozulmasın, şehir enerjisini gerçek meseleleri için kullansın istiyoruz.
★
Bu sebeple;
Yeter artık;
"şarlatanla gazeteci ayırt edin"
diye bir kez daha haykırıyorum.
Ne diyor şair;
"Zor yokuşlar, dostu da düşmanı da ayırır."
Bakalım düzlükte kaç kişi kalacağız.
Yoksa "saldım çayıra, Mevla kayıra" demeye devam mı?