Geçmişte siyasetçilerin klasik söylemleri vardı.

Seçim kampanyaları döneminde meydanlara çıkan liderler;

Benim işçim.

Benim memurum.

Benim emeklim.

Benim köylüm.

Benim esnafım...

..ve buna benzer nutuklar atardı.

Atarken mangalda da kül bırakmazdı.

Seçmenin bir oyunu alabilme adına inanılması imkansız..

Gerçekleştirilmesi mucize olan vaadler verilirdi..

Kırksekiz yıllık yaşamımızda birçok iktidar gördük.

Allah uzun ömürler verirse daha nicelerini göreceğiz.

Rahmetli Özal dışında Türkiye’ye “vizyon” kazandıranını ve Türk halkının “ufku”nu açanını görmedik.

Türkiye’nin nereden nereye geldiğini de unutmuyoruz elbette..

Son 9 yıllık döneme baktığımızda ise, tıpkı Özal dönemindeki gibi bir tablo görüyoruz.

Ulaşımdan sağlığa, eğitimden ekonomiye kadar her alanda istikrar var.

Enflasyon canavarını konuşan yok, en küçük bir kargaşada ekonomi alt-üst olmuyor, borsa çökmüyor, bankalar batmıyor.

Dünyanın dört bir yanında sazı-sözü dinlenen bir ülkeye dönüştük diyebiliriz.

***

Unutmuyoruz ki,

Kimliğimizi, benliğimizi, toprağımızı..

Kısacası herşeyimizi borçlu olduğumuz..

Büyük Önder, Büyük Lider, Büyük Deha..

Mustafa Kemal Atatürk’ümüz gibisinin de bırakın Türkiye’ye, dünyaya geleceğine inanmıyoruz.

Demek istediğimiz, son yüzyılın en büyük “Deha”sı Atatürk’ten sonraki dönemidir Türkiye’nin..

Konuşmak istediğimiz ondan sonrasının Türkiyesi..

Ondan sonrasının liderleri..

İnönü veya Menderes dönemlerini tarihçilerin yazdıkları kadar biliyoruz.

Çooook eskiler bir yana..

Bizim jenerasyonun yaşadığı Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş, Çiller ve Mesut Yılmazlı, Devlet Bahçeli dönemlere bakalım.

Allahaşkına söyleyin

Türkiye’mize

Milletimize

Ne verdiler?

Ne kazandırdılar?

Nereye götürdüler?

Benim işçim, benim köylüm, benim memurum, benim emeklim, benim esnafım..

Dedikleri kesimi, iktidar koltuğuna oturduktan veya ortak olduktan sonra unutmadılar mı?

Sağduyudan yoksun..

Uzlaşıdan uzak..

Germediler mi toplumu?

Kardeşi kardeşe kırdırtmadılar mı?

Krizler peşpeşe yaşanmadı mı?

İşçisi, köylüsü, memuru, emeklisi...

Perişan olmadı mı?

Sanayicisi yatırım yapamaz duruma gelmedi mi?

Geçin başka yerleri, 35 yıl önce temel atılan Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi yerinde saymadı mı, hayvanlara otlak olmadı mı?

Balıkesir'in komşu illeriyle olan bağlantı yolları "ölüm yolu" olarak anılmadı mı?

Yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle herkesin gıytayla baktığı bir ilin merkezi olan Balıkesir'e "Büyük Kasaba" yakıştırmaları yapılmadı mı?

***

Çok değil, 8-9 yıl öncesine kadar bu zihniyetin, bu kadroların hakimiyeti vardı ülkemizde.

Hani "maymun gözünü açtı" derler ya!

Ben gözümü, ufkumu rahmetli Özal'la birlikte açtım.

Ondan önceki dönemde ise kendimi uyutulmuş, avutulmuş gibi hissediyorum.

Son 8-9 yılda yaşadığımız ve tanık olduğumuz gelişmelerde Özal'ın yarım bıraktığı "Dünya Markası bir Türkiye" projesini devam ettiren bir sinerjiyi oluşturan iktidarın varlığını hissettiriyor bana.

Koalisyon dönemlerinde yaşanan kaos ortamını unutmayan herkesin benim gibi düşündüğüne inanıyorum.

Boş seçim vaadlerini değil, gerçekçi projeleri sahipleneceğini, destekleyeceğine inanıyorum seçmenlerimizin.

Milletimizin sandık başına giderken geçmişe ve son 9 yılda yapılanlara iyi bakacağını, tercihini yaparken iyi düşüneceğini ve vicdanının sesine kulak vereceğine inanıyorum.

Türk halkının genciyle, yaşlısıyla sandığa giderken asıl olanın kimlikler üzerinde değil, kimliklerin barış ve uzlaşma içinde varlık imkanı bulabileceğini savunan anlayışın arkasında duracağına, destekçisi olacağına, yetkiyi vereceğine inanıyorum.

"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" denilmesine rağmen, kendilerine yetki verildiğinde milleti unutanlara, tepeden bakan anlayışa ise, tıpkı 2002 ve 2007 seçimlerinde olduğu gibi “Sizlerin yeni Türkiye’de yeriniz yok diyerek birkez daha ders vereceğine inanıyorum.

Yakalanan istikrar ortamanın sürmesi, ülkemizin tıpkı Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, hedef gösterdiği muassır medeniyetler seviyesine ulaşması için, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlerlilik kazanması için, bu ülke sınıfını 1. sınıf bir insan olarak tanımlayacak demokratik bir anayasa için, çocuklarım geleceği için ve bu yöndeki hayallerimi gerçekleştireceğine inandığım için oyumu Ak Parti'ye vereceğim.

***

Belki birçoğunuz benimle aynı görüşte değilsiniz.

Her görüşe saygım var.

Ama bizleri kutuplaştırmak isteyenlere, sınıflara ayırmak isteyenlere asla saygı duymam.

Sizlerde duymayın.

24 saat sonra sandık başına gideceğiz.

Tercihlerimizi yapacağız.

Yapacağım tercihimi ben bugünden açıklıyorum ve bunda da sakınca görmüyorum.

Benim veya sizlerin tercihlerinizi kullandığınız partiler iktidar olur veya olmaz.

12 Haziran'da kazanan hangi parti olursa olsun, kazançlı çıkan Türkiye'miz olsun, Balıkesir'imiz olsun.

Oylarımız kaos değil, istikrar getirsin, ülkemiz büyüsün, Balıkesir'imiz bu büyümeden nasibini alsın. Plakası gibi 10 numara il olsun.

Demokrasinin güzelliği olan seçimlerin, kardeşlik, barış ve huzur içerisinde geçmesi dileğiyle..