Belediyeler, boy boy, renk renk fotoğraflarının yer aldığı billboardlara değil gönüllere yatırım yapmalı. Sözde değil, özde hizmet üretmeli. Vatandaşın duasını almanın en kısa yolu, onun derdine omuz vermekten geçer.

Balıkesir…
İstanbul’un üç katı büyüklüğünde bir coğrafya. Anadolu’nun batıya açılan kapısı.

Bu geniş coğrafyada, sağlık hizmetlerinin kalbi ise Balıkesir Şehir Hastanesi. Sadece şehir merkezine değil, ilçelere, hatta çevre illerden gelen hastalara da şifa kapısı olan dev bir sağlık üssü.

Yanına yapımına başlanan yeni Devlet Hastanesi ile Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ni de ekleyin; ortaya çıkan tablo, her gün binlerce insanın tedavi umuduyla geldiği bir yaşam döngüsü.

Ancak bu hikâyede gözden kaçan, sessizce orada olan, ama en çok yorulan bir kesim var: Refakatçiler

Günlerce hastane koridorlarında, sandalyeler üzerinde uykusuz kalan, gözlerini kırpmadan sevdiklerini izleyen, çoğu zaman bir çay ve simitle gün geçiren insanlar…

Onların ne durumda olduklarını, nasıl bir sabırla orada durduklarını yalnızca onlar ve o yoldan yürümüş olanlar bilir.

İşte bu noktada bir çok kez yüreğim burkularak gözlemlediğim, kimi vakitler elimden bir şey gelmemesi üzerine için için ağladığım bir ihtiyacın altını çizmek istiyorum.

Balıkesir’e bir "Refakatçi Evi/Oteli" gerekiyor. Hem de acil ihtiyaçlardan biri olarak.

Şehir dışından gelen, kalacak yeri olmayan hasta yakınları için bu hizmet bir lütuf değil, bir vicdan borcudur.

Zira şehirde bir otel odasının fiyatı 2-3 bin lirayı buluyor. Her vatandaşın bunu karşılaması mümkün değil. Şehirde yakını olmayan, ekonomik gücü yetersiz olan insanlar ne yapsın? Bir de ertesi güne kalan bir tahlili için geceyi hastanedeki koltuklarda geçirenleri biliyorum.

Bu konuyu daha önceleri de dillendirmiş ve önceki dönem Büyükşehir Belediye başkanımız gündemine almıştı, ama hayırlı hizmetin temeli için görevdeki ömrü yetmedi!

Oysa yapılması çok zor değil.

Büyükşehir Belediyesi ya da Altıeylül Belediyesi bu hayırlı işe öncülük edebilir.

Küçük bir pansiyon düzeni, temiz bir yatak, bir duş, bir lokma çorba… Belki de bir ömür boyu unutulmayacak bir iyiliğe dönüşebilir.

Belediyeler, boy boy, renk renk fotoğraflarının yer aldığı billboardlara değil gönüllere yatırım yapmalı. Sözde değil, özde hizmet üretmeli. Vatandaşın duasını almanın en kısa yolu, onun derdine omuz vermekten geçer.

Refakatçi evi/oteli, sadece bir bina değil…

Bir annenin duası, bir babanın minneti, bir evladın gözyaşıdır.

Ve belki de, bir şehrin vicdanıdır.

Herkese sağlık ve afiyet diliyorum.

#9Kasım #RamazanDemir #KendimeNotlar