Herkes susarken konuşmak zorundayız.

Herkes “bana dokunmayan yılan” derken, yılanın hepimizi sokacağını hatırlatmak zorundayız.

O yüzden önce şu hikâyeyi okuyun.

Çünkü bazen bir hikâye, bin nutuktan daha fazla şey anlatır.

Altı insan…

Birbirini tanımıyorlar. Aynı kaderin içine düşmüşler.

Yol tehlikeli, gece karanlık, soğuk iliklere kadar işliyor. Araç arızalanmış. Kaçış yok.

Ortada bir ateş var.

Sönmek üzere.

Isınmak da mümkün, donarak ölmek de…

Tek şart var: Herkes elindeki odunu ateşe atacak.

Ama atmadılar.

Biri “o zenci için mi?” dedi.

Biri “benim milletimden değil” diye düşündü.

Biri “ben kazandım, niye paylaşayım?” dedi.

Biri “zenginler için fedakârlık yapmam” diye diş biledi.

Biri “kendimi korumak zorundayım” dedi.

Biri de “önce bana ver, sonra ben veririm” diye pazarlık yaptı.

Sabah olduğunda altı ceset vardı.

Ve altı yanmamış odun…

Öldüren soğuk değildi.

Öldüren bencillikti.

Öldüren kibirdi.

Öldüren ayrımcılıktı.

Öldüren “ben”di.

Şimdi soruyorum:

Bu hikâye kime ait?

Irak’a mı?

Afganistan’a mı?

Suriye’ye mi?

Libya’ya mı?

Hepsine…

Hepsini aynı yöntemle parçaladılar.

Önce birbirine düşürdüler, sonra üstüne çöktüler.

Milyonlar öldü, milyonlar yerinden edildi.

Toprak gitti, devlet gitti, gelecek gitti.

Emperyalizm asla tankla başlamaz.

Önce zihinleri böler.

Sonra kalpleri.

En son sokakları kanla doldurur.

Türkiye’ye oynanan oyun da aynıdır.

PKK’yı sürdüler, yetmedi.

FETÖ’yü beslediler, olmadı.

DEAŞ’ı saldılar, tutmadı.

Şimdi ise en tehlikelisini deniyorlar:

Birbirimizden nefret etmemizi.

Kimliklerimizi kaşıyorlar.

İnançlarımızı silah yapıyorlar.

Farklılıklarımızı düşmanlık gerekçesine dönüştürüyorlar.

Ve ne yazık ki içeride gönüllü figüranları var.

Batı’nın dilini konuşan, bu toprakların derdiyle ilgilenmeyen, “yerli” görünümlü aparatlar

Bunlar silah sıkmaz.

Ama yolu açar.

Bunlar bomba patlatmaz.

Ama bombaya gerekçeyi üretir.

Herkes bilsin:

Bu ülke saf değil ama hafızasız da değil.

Biz Kurtuluş Savaşı’nı “ben” diyerek kazanmadık.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Laz, Çerkez diye ayrılarak kazanmadık.

Birlik olduk, kazandık.

Bugün de aynı noktadayız.

Bu bir istiklal meselesidir.

Bu bir istikbal meselesidir.

Tarafsızlık yok.

Ya odunu ateşe atacaksın…

Ya da sabah donmuş cesetlerin arasında anılacaksın.

Herkes safını belli etsin.

Bu ülkeyi sevenler, uyanık olacak.

Rehavete kapılanlar, tarihin karanlık dipnotu olacak.

Ayrıştıranlar, kullandıkları dille birlikte teşhir edilecek.

Çünkü bu topraklarda ateş sönerse,

Kimseyi ısıtacak başka bir yer yok.

Selâmetle.