Dursunbey Odaköy’de yerin 250 metre altında kopan grizu patlaması, yalnızca bir madeni değil, onlarca yüreği karanlığa gömdü. Göçük altındaki evlatlarını bekleyen bir babanın sözleri ise yıllar geçse de kulaklarımızdan silinmiyor. Facia sonrası Dursunbey'de yaşadıklarım...

23 Şubat 2010…
Saatler 18.00’i gösterdiğinde yerin 250 metre altında zaman durdu.

Bir grizu patlaması, karanlığın bağrında yankılandı.

Ve o an, sadece bir maden ocağı değil; nice ocağın içi de yandı.

O vardiyada yerin altına inen 46 işçiden Engin Tanrıkulu, İbrahim Saygılı, Muammer Karaca, Mustafa Demirel, Ali Yaran, Önder Kartefe, Celal Karakafa, Serkan Aydın, İsmail Görlen, Bünyamin Tuncay, Süleyman Duman, Mehmet Özel ve maden mühendisi Özgür Seçkin

Bir daha gün ışığına çıkamadılar.

Onlar o kadar çok kazdılar ki…

Belki de en sonunda cennetin kapısına vardılar.



O günü unutmak mümkün mü?

Ateşin düştüğü ocaklardaki gözyaşlarını…

Karanlığa karışan umutları…

Bir türlü sabah olmayan o uzun geceyi…

Grizu faciasının ardından soluğu Dursunbey’de almıştık.

O gece sanki hiç ağarmadı.

Ağıtlar birbirine karışıyor, haykırışlar gökyüzünü yırtıyordu.

Kurtarma ekipleri zamana karşı yarışıyor, üst düzey yetkililer gelip gidiyor, herkes görünmez bir telaşın içinde savruluyordu.



Bizim telaşımız da başkaydı.

Göçük altında kalanların isimlerini öğrenmek, fotoğraflarını bulmak, ajansa yetiştirmek…

Ertesi gün, maden şehitlerinin hayat hikâyelerinin peşine düştük.

Yolun izi belli olmayan, Bursa sınırına yakın bir köye vardık. Kapıyı çaldık.
Karşımıza elinde bastonuyla yaşlı bir adam çıktı.

İki evladı hâlâ göçük altındaydı.

Ve o dimdik duran bedeninden şu sözler döküldü:

Beyim… Bizim sesimizi duyan olmaz. Siz gazeteciymişsiniz… Siz söyleyin de madeni kapatmasınlar. Çocuklarımın yerine beni işe alıp sigortalı yapsınlar…”

İşte o an…
Bizler yıkıldık!
Bizler kahrolduk!
Bizlerin yüzü karardı!

Göçük altındaki iki evladının cansız bedenine henüz ulaşamamış bir babanın bu sözleri, 16 yıl geçse de kulaklarımda çınlamaya devam ediyor.

Yüreğimin en sessiz yerinde hâlâ yanıyor.



Bazı acılar eskimez.

Bazı geceler hiç sabah olmaz.

Bugün, Odaköy maden faciasının 16. yılı ve o gün orada yaşadıklarım bugün gibi taptaze.

Yaşamını yitiren tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyor, ailelerine sabır diliyorum.

Bir avuç kömür için ömür verenlere selam, mekanları cennet olsun…

Odakoy Maden Sehitleri

#23Şubat #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir #Odaköy #Dursunbey #Maden #Madenci