Türk siyasetinin iz bırakan ismi Prof. Dr. Necmettin Erbakan, vefatının yıl dönümünde hem Balıkesir’e kazandırdıkları hem de 28 Şubat sürecindeki duruşuyla yeniden hatırlanırken, bizim de unutamadıklarımız var.

Bugün, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Rahmet-i Rahman’a kavuşmasının 15. yılı…
Yarın ise tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat muhtırasının yıl dönümü.
Bu iki tarih, Türkiye siyasetinin yakın hafızasında derin izler bırakan bir dönemin adeta birbirine komşu iki hatırası gibi duruyor.

Önce Türk siyasetinin “hocası” Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Balıkesirli günlerinden başlayalım.

Erbakan Hoca, Türkiye siyasetinde olduğu kadar Balıkesir’de de iz bırakmış bir isimdi. Hatta biz ona yarı şaka yarı ciddi “eniştemiz” derdik. Çünkü hemşehrimiz Nermin Hanım ile evliydi. Bu yönüyle bakıldığında Balıkesir’le kurduğu bağ sadece siyasi değil, aynı zamanda gönül bağıydı.

ALTINOLUK GÜNLERİ..

Altınoluk ise onun için adeta ikinci evdi. Körfez’in temiz havasını soluduğu, dinlendiği, düşündüğü bir liman… O yıllarda “Altınoluk” ile “Erbakan” isimlerinin yan yana geldiği sayısız habere imza attığımı hatırlıyorum. Ulusal ve uluslararası medyada da bu birliktelik sıkça yer bulmuştu.

Erbakan’ın Altınoluk’ta vakit geçirdiğini duyan pek çok tanınmış ismin de bölgeden mülk edindiğini bizzat gözlemledim. Bu yönüyle hocanın Körfez’e ciddi katkıları olduğu inkâr edilemez.

Sadece turizm değil…
Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’nin temellerinde de onun imzası vardır. Hem fikir babasıdır hem de ilk harcı koyan isimlerden biridir. Bugün Koca Seyit adını taşıyan Körfez Havalimanı’nın hikâyesinde de yine onun emeği ve vizyonu bulunur.

BIRAKTIĞI İZLER SİLİNMEZ

Balıkesirli Hatice Nermin Saatçioğlu ile 10 Ocak 1967 senesinde evlenen Erbakan, Balıkesir'e çok sıklıkla gelip giden biriydi.

Hayatını Türkiye’nin ve İslam dünyasının kalkınmasına adayan Erbakan’ın siyasete adım atışı da başlı başına dikkat çekicidir.

1969 yılında Adalet Partisi’nden milletvekili aday adayı olduğunda Süleyman Demirel tarafından veto edildi. Ancak bu veto, onun siyaset yolculuğunu durdurmak yerine hızlandırdı. Konya’dan bağımsız aday oldu ve bir partinin çıkarabileceği iki milletvekili oranında oy alarak Meclis’e girdi.

Ardından Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet partileri…
Hepsi aynı fikrî damarın, yani Milli Görüş’ün farklı dönemlerdeki temsilcileri oldu.

Ömrünü davasına ve milletine adayan Erbakan Hoca, vefatına kadar attığı her adımla iz bırakan bir liderdi. Bu izlerin kolay silinmeyeceği bugün daha net görülüyor.

NUR YÜZLÜ BİR SİYASETÇİ

Erbakan Hoca’nın benim meslek hayatımda da özel bir yeri vardır. Balıkesir ve ilçelerindeki programlarını yıllarca yakından takip ettim. Altınoluk’taki yazlığına her gelişinde ben de Körfez’de adeta kamp kurardım.

Ayvalıburun Camii’nde kılınan cuma namazları sonrası bahçedeki sohbetler…
Daha dün gibi gözümün önünde.

Meseleleri hem derinlikli hem de son derece anlaşılır bir dille anlatırdı. Dinleyenlerin zihninde soru işareti bırakmazdı.

Gazetecilere yaklaşımı ise klasik başbakan–gazeteci ilişkisinin çok ötesindeydi. Meslek hayatımda onun kadar mütevazı, nazik ve ölçülü bir siyasetçi tanıdığımı söyleyemem.

Hani bazı insanlar için “nur yüzlü” denir ya…
Erbakan Hoca tam da öyle biriydi.

28 ŞUBAT’IN GÖLGESİ

Koalisyon Meclis'i karıştırdı

28 Şubat 1997…
Türkiye demokrasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen sürecin miladı.

O gün yapılan MGK toplantısında Refah–Yol Hükümeti’nin önüne bir dizi karar konuldu. Sürecin zemini ise büyük ölçüde medya üzerinden yürütülen yoğun bir kampanyayla hazırlandı.

Toplumda “irtica geliyor” algısı oluşturulmaya çalışıldı.
Artan baskılar sonucunda Refah–Yol Hükümeti 18 Haziran 1997’de istifa etmek zorunda kaldı ve bu dönem siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçti.

BUGÜNE UZANAN BİR SİYASİ MİRAS

tallip-erbakan

Erbakan Hoca’nın siyaset anlayışı, günü kurtaran hesaplardan çok uzun vadeli ülke hedeflerine dayanıyordu. Destekleyenler de eleştirenler de onun Türkiye’nin yönünü değiştirme iddiası taşıyan bir lider olduğu konusunda genellikle hemfikirdi.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, bıraktığı siyasi mirasın Türk siyasetinde hâlâ tartışıldığını ve etkilerinin sürdüğünü görmek zor değil.

SÖZÜN ÖZÜ

28 Şubat için bir zamanlar “bin yıl sürecek” denmişti.
Tarih ise hiçbir dönemin ebedî olmadığını defalarca gösterdi.

Bugün hâlâ tartışılan, konuşulan ve hatırlanan şey; o zorlu yıllarda verilen siyasi ve toplumsal mücadelenin bıraktığı izlerdir.

Kimi isimler unutulur…

Bakın "bin yıl sürecek" diyenlerden bugün kimse kalmadı ortalıkta..

Kimi isimler ise tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin yakın tarihindeki yerini korumaya devam eder.

Erbakan Hoca da hiç kuşkusuz o isimlerden biri.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı ahirete irtihalinin 15. yıl dönümünde rahmet, minnet ve özlemle anıyorum.

Selametle.