Kısa süre önce "Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan” nidalarıyla karşıladığımız kutlu aya veda vakti geldi.
Bereketi ve mağfiretiyle evlerimize ve gönüllerimize misafir olan Ramazan'ın son günündeyiz bugün.
Onbir ayın sultanını uğurlarken hüzünleniyoruz ama, bayram sevinci yaşayacağız yarın.
Sizi bilemem. Ancak bende burukluk var az da olsa.
Hele Ramazan'ın son Cuma namazını kıldığım İncirli Camii'nde, dinlediğim hutbe ruhumu aldı götürdü uzaklara.
Rutinin dışına çıkan müezzin kardeşimiz, verdiği örneklerle hem yüreğimize, hem suratımıza bir sağdan vurdu, bir soldan.
Güneydoğu'daki terör olaylarına, canlı bombalara dikkat çekti. Ramazan ayı içerisinde bunun yaşanmasının üzüntüsünü paylaştı.
Tarihten ibretlik örnekler verdi.
Günümüzde inançlı her insanın dilediği gibi ibadetini yerine getirme özgürlüğüne kavuştuğunu hatırlattı.
Sonra konuyu camilerimizde açılan Yaz Kur'an Kurslarına getirdi.
Aklımda kaldığı kadarıyla özetle şöyle dedi imam kardeşim:
"Geçmişte insanlarımızdan bir çoğu istemesine rağmen çocuklarını Kuran kursuna göndermekten imtina ederdi. Psikolojik baskı vardı çünkü. Bugün öyle bir şey yok ama, çocuklarını Kuran Kurslarına gönderen eskisine göre pek yok. Nerede bu Müslümanlar?.."
Çok mu çok önemli bu konu bence.
Hepimiz düşünmeliyiz üzerine.
Tanık olduğum olaylar geldi benim gözlerimin önüne.
Yüreğim sızladı; "neler oldu bize böyle" dedirtti!
Kendi adıma teşekkür ediyorum İncirli Camii'nin vaizine.