Masallardaki troller köprü altlarında yaşardı.
Bugünküler ekran başında.
Mitolojik olanı en azından ne olduğunu saklamazdı. Sosyal medya trolleri ise karanlığı marifet, kirliliği meziyet sayıyor.
Bu benzetmenin çirkinlikten geldiğini düşünenler var. Yanlış değil.
Ama asıl benzetme trol avcılığıdır.
Denizin dibini süpürür, önüne geleni alır, canlı-cansız ayırmaz.
Geriye sadece yıkım bırakır.
Bugün sosyal medyada yapılan da budur; Ahlakı, hukuku ve vicdanı süpürmek...
Bu hesapların derdi fikir değildir.
Düşünce hiç değildir.
Tek dertleri tahrik, tek yöntemleri provokasyondur.
Bir cümle atarlar, kaçarlar.
Bir fotoğraf bırakır, çekilirler.
Ortaya attıkları pisliği temizlemek başkalarına kalır.
Çoğu dört köşeli jetonla çalışan, kontur yüklemesi yapılmadığında bumeranga dönüşüp kendi sahibini öldüren dijital tetikçi gibidir.
Bugün avukat kesilirler, yarın savcı, ertesi gün hâkim.
Ne masumiyet karinesini bilirler ne de adalet duygusunu tanırlar.
Suçluyu aklamakta ustadırlar.
Masumu suçlu göstermekte mahirdirler.
İftirayı delil, yalanı gerçek gibi sunarlar.
Ortada bir mahkeme yoktur ama hüküm çoktan verilmiştir.
Ortada bir suç yoktur ama idam sehpası kurulmuştur.
Ve bütün bunlar üç beş beğeni, birkaç paylaşım uğruna yapılır.
Bu zihniyetin topluma tek bir faydası görülmemiştir.
Sosyal hukuku bozarlar.
Toplumsal huzuru dinamitleyip izlerler.
Siyaseti tartışma zemini olmaktan çıkarıp bataklığa çevirirler.
Savunduklarını iddia ettikleri her kimse, her neyse,
en ağır zararı da yine ona verirler.
Gürültü üretirler, anlam boğulur.
Şüphe üretirler, hakikat yaralanır.
Linç üretirler, insanlık susar.
O yüzden bazen size hoş gelen sözler söylediklerinde aldanmayın.
Zehir, her zaman acı olmaz; bazen bal gibi sunulur!
Benim tavsiyem nettir:
Prim vermeyin.
Takip etmeyin.
Paylaşmayın.
Çünkü her tık bir mühimmat, her etkileşim yeni bir silahtır.
Ve unutmayın:
Kötülük, beslendikçe büyür; aç bırakıldığında ölür..
O vakit gökten 3 elma düşsün; Güzelle çirkini, iyiyle kötüyü ayırt etmesini bilenlerin başına..
Selametle...