Yereli de merkezisi de aynı…

Eleştirmezsen iyisin.

Eleştirirsen kötüsün, tu kaka ilan edilirsin… Hele şimdi her cenahın trol orduları var.

Kimi eleştiriyorsan anında savunma ve karşı saldırıya geçiyorlar..

Eleştirilen husus neymiş, konu neyin nesiymiş, haklılık ve doğru yönleri nelermiş bakan eden yok…

Dahası artık yereli de merkezisi de daha bir vurdumduymaz.

Yazarsanız yazın, çok da umurum gibi bir seviye düşüklüğü tavrı…

Oysa eskiden…

Kullanmayı sevmesek de yine kullanmak zorundayız “eskiden” idare, merkezi idare de, yerel idare de, kamu kurumları da çok daha hassastı…

Bir eleştiri geldiği zaman açıklama yaparlardı.

Haklılık haksızlık anlamında olmasa da doğruluk ve aydınlatma yükümlülüğü açısından sorumlu idarecilik anlayışı ile yaklaşırlardı.

Şimdi nerede?..

Hele son üç beş yıldan örnek verelim UEDAŞ’cılarla BBB’den Refik Gündoğan dışında dönüş yapan olmadı misal…

Unuttuklarımız varsa affola, hatırlatsınlar aktaralım onları da…

Çünkü liyakat düşüklüğü giderek artıyor.

Elindeki işi bilenleri değerlendirmediğin zaman çaylaklar takımıyla yol almaya çalışıyorsun sonra da olmuyor işte…

Bizim özellikle siyaset cenahının kötü bir huyu var. Sadece kendi pencerelerinden bakıyorlar olaylara…

Karşı tarafa bakan yok. Karşı tarafı okuyan yok. Haliyle herkes kendi kulvarında kendi tribününe oynuyor. Şaka gibi ama maalesef tablo öyle.

Bir de başka bir kötü huy var, bizde eleştirilen konular irdelenmeden, haklılık ve doğruluk kısmı araştırılmadan, eleştirenin kimliğine bakılıyor ziyadesiyle… Aaa falan mı yazmış o zaten hep kötü yazar… Aaaa filan mı yazmış o zaten ne bulsa muhalefet eder…

Eleştirilen konular değil eleştirilenin ismi cismi ön plana çıkınca da bir arpa boyu yol alınmaz…

Sokak unutulur, sokağın sesini dillendiren basın unutulur, haliyle de umut beslediğiniz tüm yapraklar düşer, kurur gider.

Oysa…

Yine örnekleri hatırlayalım…

Çöp kutusuna ismini yazdıran belediye başkanına “başka işiniz kalmadı mı” denmez mi?..

Gereksiz yere yenilenen logo zaten başlı başına konu ve hiç güncelliğini yitirmeyen gündem de hadi logoyu değiştirdiniz “BBB’nin bacasına, trafik lambalarına, aydınlatma direklerine, beton bloklara da şart mıdır logo” dediğinizde kızarlar..

Karşı rakip partiyi akraba kadrolaşması ile eleştirip dururken aynısını bu kez göreve gelince yaptıklarında eleştirmezseniz de alkışlar mısınız?..

Bireysel üretim yapan amatör bir girişimci bile yeni ürün üretip marka yarattığında, önce marka olarak bulduğu bu ismin sicil araştırmasını yapar da siz koca kurum olarak marka araştırmasının hukuki zeminini atlayıp açılış ilan eder ve sonra ertelerseniz eleştirilirsiniz tabi…

Yerel sanatçılara sayısız söz verip sonra onlara hayal kırıklığı yaşatır ve kent tarihine geçmiş sanatçıları küstürürseniz eğer eleştirilirsiniz tabi…

Devletin makam aracıyla Cuma namazına gidip en ön safa geçmek için de cenaze namazında en önde olacağım diye mücadele edince de, vekil iken aracınızı kaldırıma çıkarınca da eleştirilirsiniz…

Örnekler nice…

Ama sadece yerel için değil.

Örneğin çok merak ediyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız günlük gazetelerin hepsini sabahları şöyle bir okuyor mu?.. Köşe yazılarını takip ediyor mu?..

Danışmanlarının önüne koyduğu yandaş gazeteleri değil ama, örneğin Sözcü, Nefes, Cumhuriyet, Birgün gibi gazeteleri ve köşe yazarlarını sabah çayını yudumlarken hiç bakıyor mu?.. Sokağın bir de yandaş dışı gözle ne dediğini görüyor mu, yoksa sadece yandaşları mı veriyor danışmanlar?..

Veya Sayın Özgür Özel, kendi çizgisine yakın gazeteleri takip ediyor da örneğin Takvim veya Yeni Şafak gibi gazetelere de bakıyor mu, oradaki sesleri duyuyor mu?..

Örneğin Sayın Bahçeli… Kendine tandanslı Türkgün gibi gazeteleri okuyordur da yine bir zamanlar yan yana olduğu Yeniçağ gazetesini artık takip ediyor mu?.. Veya misal Karar gazetesine ve köşe yazılarına bakıyor mu?..

Herkes bodoslama tek kaynaktan beslenirse hiçbir şey düzeltilemez ve karşı fikirlerle tanışılamaz ki?..

Eleştiri kötü bir şey değildir.

Eleştirilmezseniz korkun.

Eleştiren düşman değildir.

Belki sizi sizden çok düşünen, sizin bile bile lades hataları nasıl yaptığınızı anlamlandıramayan, bir anlamda sizin için saç baş yolan çok daha yakınınızdır.

Eleştireni tu kaka ilan edeceğinize bir bakın bakalım ne demişler, ne yazmışlar, “yav gerçekten doğru mu, biz hata mı yaptık” diye kafa yorar insan…

Basın eskiden kaale alınırdı.

Çünkü basın demek sokak ve vatandaş demektir.

Eleştiri düşmanlık değildir ama eleştiriye gözlerini kapamak veya duymazdan gelmek hangi konumda olursa olsun eleştirilen açısından yapacağı en büyük yanlıştır.

Olup biteni gördükçe hatırlatmak istedik.