İran’da demokrasi ve özgürlükler konusunda ciddi sorunlar olduğu bilinen bir gerçek.
Haftalardır sokaklara yansıyan protestolar da bu birikmiş rahatsızlığın sonucu.
Ancak bu tabloyu Amerikan müdahalesiyle “özgürlük” masalına dönüştürmeye çalışanlar ya tarihten bihaber ya da bilinçli bir şekilde akıl tutulması yaşıyor.
Bir ülkenin kaderini Washington’dan çizmek, ne demokrasi ne de özgürlüktür; bunun adı emperyalizme vekâlet verme manasında.
Irak’ta, Suriye’de, Libya’da yaşananlar ortadayken hâlâ “ABD gelsin, düzen kursun” demek ya büyük bir saflık ya da açık bir işbirlikçiliktir.
Türkiye’de bazı kesimlerin bu senaryoya gönüllü figüranlık yapması ise ibretlik.
İran’ın meselesi İran halkının meselesidir.
Bu bir iç sorundur; bir ailenin kendi içinde çözmesi gereken bir mesele gibidir.
Kim ister ki evindeki tartışmaya, okyanus ötesinden bir yabancı el uzatsın?
O elin uzandığı yerde ne huzur kalır ne de onur.
Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barışı ve istikrarı Türkiye için hayati bir güvenlik meselesi olduğunu bilmeyen var mıdır ki!
İran’da çıkarılacak bir yangın, sadece Tahran’ı değil, gelecekte Ankara’yı da yakar!
İran halkına özgürlük yolu, emperyalizmin “köstebek lider” projelerinden, sipariş devrim senaryolarından geçmez.
Değişim dışarıdan ihraç edilmez; halkın iradesiyle olur.
Aksi, özgürlük değil, yeni bir esaret düzenidir.
İhraç ile kazanılsaydı demokrasi veya özgürlük bugün Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Mısır, Tunus, Yemen ve diğerleri Ortadoğu'nun cehennemine dönüşmezdi.
#13Ocak #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir