EKSPRES okurlarının çoğu M. Alp Kaan’ı tanır. 
Asıl mesleği avukatlıktır ama, basın camiasının içindedir uzun yıllardır. Kimi meslektaşımız benimsemekte zorlansa da Alp’i, yazar-çizer kadrosunun duayen isimleri arasında saymak,  göstermek yanlış kaçmaz.
Yazarlığı benim için hukukçu kimliğinden önce geliyor çünkü.  
O nedenle Gazeteciler Cemiyeti’ni yöneten ekibimizin içine dahil ettik Alp’i. 
Yeni Haber’li yıllardan tanıdığım Alp, 1990'lı yılların başından bu yana yazar-lık yapıyor. 
Hiç aksatmadığı yazılarında yalın ve akıcı bir anlatımla işlerdi konuları.
Müptelasıydık!
Arkadaşlarıyla birlikte girdiği basın sektöründeki 5-6 yıllık gazete sahipliği deneyimini sonlandırınca, yazılarına da nokta koydu Alp.
Üzülmüştüm günlük köşe yazılarından yoksun kalacak olmaya.
Arayıp bu yöndeki sitemimi ilettiğimde, biraz dinleneceğini söyledi.
Gerekçelerini sıraladı, hak verdim. 
Kolay değildi çünkü, her gün bir şeyler yazmak.
Zihinsel ve bedensel yorgunluk arasındaki fark dağlar gibi dedikleri kadar var.
Ama bizim meslekte şu da var;  
Bir kere kıyısından kenarından bulaştın mı yazıp-çizme işine asla bırakamazsın..
Alp de fazla suskun(!) kalamadı. Sosyal paylaşım sitesindeki adresinde ufak ufak ses vermeye başladı. 
Özlemişiz akıcı üslup ile yazıya döktüğü düşündüren görüşlerini Alp’in. 
Susma sakın Alp Kaan!
....
AKILSIZLAR ORDUSU!
Kullandığı peçeteyi yemek, okuduğu söylenen eşarpları takmak, alçıdan elini öpmek için kuyruğa girmek, teriyle ıslanmış fanilasını özellikle evlenecek damatların giymesi...... 
Akıl sınırlarımızda sınır falan kalmadı, koptuk gidiyoruz... 
Bu ne abukluk, manyaklık, sapkınlıktır?... 
Afrika'nın "medeniyet girmemiş ilkel kabileleri" diyoruz ya bazen... 
Ayıp ediyoruz, özür dileriz.
Onlar bile var olan akıllarını kendi ölçülerinde kullanıyorlar. 
2016'nın Türkiye'sinde ise bir sapkının peşinde ne sapkınlıklar varmış, inanılmaz ötesini yaşar hale geldik, fetönün sapkınlıkları onlarca filme malzeme olacak, patladı gidiyor, kafamız sancıyor.
Bu memleket, tamam maalesef, haini her zaman bol olan bir memleket de işin zora giden tarafı, ter ile ıslanmış faniladan medet uman bu kadar akılsızlar ordusunun her yere nasıl bu kadar girebildikleri, yükselebildikleri!
...
Böyle düşünmekte haksız mı şimdi Alp Kaan?
Kalemine, yüreğine sağlık kardeşim...
.......
***
DEMOKRASİ SEN NE GÜZEL ŞEYSİN!
Bugün bana ayrılan köşeye alacağım bir diğer güzel insan ise 'Balıkesir’in Kültür Elçisi’ İsmail Özkan. 
Demokrasi ve Şehitler Mitingi'ne katılmayacağını açıklarken “Böyle bir şovun içinde olmayacağım” diyen Sıla’yı müthiş yorumlamış İsmail kardeşim.
Sizin de okumanız ve tarihe not olarak kalması için paylaşıyorum sizinle.
Okuduğunuzda Türkiye’nin aslında şovmenler ülkesi olduğunu da düşünebilirsiniz ama, yine de çok güzel hareketler bunlar diyeceğinize eminim.. 
....
Sıla gezi olaylarına git-miş.. Kolkola yürüyen sanatçılarla birlikte direnişe destek olmuş... Sıla orda bir siyasi şov düşünmemiş.. Demokratik hakkını kullanmış...
Sıla Yenikapıya gitmemiş orda bir siyasi şov düşümüş benim burda işim yok demiş... Demokratik hakkını kulllanmış...
Sılanın bu tavrı İBB yi harekete geçirmiş.. Kendilerini şovmen zihniyetiyle gören bu sanatçıyla anlaş-malarını iptal etmişler... Demokratik hakları....
Bunu duyan bazı belediyeler Sıla konserlerini iptal etmiş... Demokrasi içinde...
Bunu duyan Kırklareli belediyesi Sılayı harcatmayız deyip Sılayı konser için çağırmışlar... Demokrasi anlayışıyla....
Demokrasi sen ne güzel şeysin hepimizin her an sana ihtiyacı var...Yoksa insanın ağzı torba değil ki büzesin....
Kimsenin diğerine hakaret etmediği, şiddet uygulamadığı demokratik tepkisini sonuna kadar koyduğu özgür bir Türkiye dileğiyle..
....
19 Ağustos 2016