Bazı insanlar vardır; yanına oturduğunuzda sadece sohbet etmezsiniz, başka dünyalara yolculuk yaparsınız.

Zeki Çabuk hocam da benim için öyle isimlerden biridir. Ne zaman kendisiyle iki çift laf etsek, gündelik hayatın telaşından, memleketin bitmek bilmeyen dertlerinden uzaklaşır, adeta zihnime reset atarım.

Bir süredir rahatsız olduğunu biliyordum.

Emeklilik hayatında şehirden uzaklaşıp köyüne yerleşmiş, üç beş koyun kuzu alıp doğayla iç içe yaşamaya başlamıştı.

Ama derler ya, insan bazen bilmediği işe soyunmamalı.

Kuzucuklardan brucella virüsü kapmış. Aylarca mücadele etmiş bu illetle. Bir ara bedenini hareket ettirmekte zorlandığını, yatağından kalkıp pencereye bakacak hâli bile kalmadığını önceki ziyaretinden dönüşte Haydar hocam anlatmıştı.

Uzun zamandır dostlarla birlikte ziyaretine gitmeyi planlıyorduk.

Fakat hep olduğu gibi hayatın koşturması araya girdi.

"Bugün gideriz, yarın gideriz" derken günler geçti.

Nihayet dün yola düştük.

Adil Çelik başkanımız ve kıymetli eğitimci dostlarım Haydar Aydın ve İlhan Aslan'la birlikte Kutludüğün'ün yolunu tuttuk. Haber vermeden, çat kapı vardık hocamızın kapısına.

Maşallahı vardı.

Virüsün büyük bölümünü bedeninden atmış. Eski günlerine dönme yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Ayaktaydı, sohbeti yerindeydi. Ama misafirperverliğinden ödün vermeyip bize çay servisi yaparken hâlâ biraz zorlandığını görmek, sağlık kampına bir süre daha devam etmesi gerektiğinin işaretiydi.

Yine de yüzündeki tebessüm her şeye bedeldi.

Geçmiş olsun hocam.

Umarım bu yaşadıkların sana güzel bir ders olmuştur. Bundan sonra bilmediğin işlere öyle hemen balıklama dalmazsın...

Ama doğrusu bu ziyaretin en büyük sürprizi Zeki hocam değil, Kutludüğün oldu.

Köy beni büyüledi.

Kayaların üzerine ve eteklerine kurulmuş yerleşimiyle, yemyeşil doğasıyla, Karadeniz yaylalarını andıran görüntüsüyle, taş evlerinden yükselen kültür kokusuyla adeta başka bir dünyaya adım atmış gibi hissettim.

Şehirde yaşarken fark etmiyoruz belki ama insanın ruhunu dinlendiren yerler hâlâ var.

Kutludüğün de onlardan biri.

Sessizliğiyle, doğasıyla, insanıyla insana huzur veren bir köy.

Ömrün biraz yavaş aktığı, nefesin biraz daha derin alındığı, hayatın biraz daha anlam kazandığı bir yer...

Bir kez daha gördüm ki Balıkesir gerçekten bambaşka bir memleket.

Dağı ayrı güzel, ovası ayrı güzel, köyleri ayrı güzel.

Kısacası...

Balıkesir cennet.

Hem de düpedüz cennet...

...

bu arada Haydar Aydın hocamın öz çekiminde yüzlerimizin asık olduğuna bakmayın, akşam güneşi vuruyordu!

Haydar Adil Zeki Ilhan

Her birinize sağlık ve afiyet dilerim..

#12Haziran #RamazanDemir #KendimeNotlar #Kutludüğün