İslam alemi için eşsiz anlam ve öneme sahip, mübarek Rama-zan ayı malum devam ediyor. 20. gün orucu idrak ediliyor bu-gün. Biter mi bitmez mi derken 10 gün sonra bayram.
Ne sıcak, ne sürenin uzun olması. Azmin ve inancın önün-de hiçbiri engel değil. Demek ki "sıcaklarda nasıl dayanacağız" denilmiş boşu boşuna..
Hem sıkma gereksiz yere tatlı canını. Bırak Avrupa Birliği’ni kendi halinde. İngiltere, bile Türkiye’yi beklemeden çekip gitti.
Zaten işin gücün başından aşkın.. Biraz beni dinle sen.
Yorucu geçen bir haftanın sonunda, aşağıdaki satırlar sana çok iyi gelecek.
Yoksa boşlukta mı hissediyor-sun kendini? Bugün yeni bir şey arıyorsun?
Ne aradığını bilmeden...
Belki canın sıkılıyordu. Birileri güzel bir espri yapsa da buhranım dağılsa diyordun.
Ya da yaşantın anlamsızlaş-mıştı ve hayatına heyecan katacak bir şeyler arıyordun.
Ya da bugüne değin hiç işitmediğin ve sana 'küçük dilini yutturacak' bir söz belki..
Tamam işte doğru yerdesin!
O aradığın şeylerin tamamını bu yazıda bulacaksın, benim bulduğum gibi.
***
Sakın acele etme.
Sabırlı ol biraz..
"Ah haaa, işte buldum seni" diyeceğin satırlar yakındır. Okumaya devam et uslu uslu..
Eğer ne aradığını bilen profesyonel biri olsaydın, aklı başında bir kelime için internette arama yapar ve şu anda bilimsel bir yazıyı okuyor olurdun zaten.
Belli ki amatörsün. Daha ne aradığını bile bilmiyorsun.
Aksi halde, bu yazıyı okuyor olmazdın. Ancak o zaman da, böylesine keyifli bir yazıyı okuma şansın olmazdı. Ne büyük kayıp olurdu düşünebiliyor musun?
* * *
Bilimin, sanatın ya da sporun amatörleri ve profesyonelleri olduğu gibi, yaşamın da amatörleri ve profesyonelleri vardır.
Nedense, bana amatörler hep daha samimi ve takdir edilesi gelmiştir.
Amatör sanatçılar ya da sporcular aslında yaptıkları işten maddi karşılık almayan, yani para kazanmayan, o işi sadece gönüllü olarak sürdüren heveslilerdir.
Heves...
İşte anahtar kelime bu!
Bana sevimli, sempatik gelir bu kelime. Heyecanlı ve dinamik-tir.. Hedefi, hırsı, beklentisi ve art niyeti yoktur çünkü..
Yaşamsal kaygılardan, maddi çıkarlardan uzaktır.. Bireysel bir arzudan doğmuştur. Durup dururken.. öylesine!
Özgürdür heves..
İnatçıdır..
Çocukçadır..
Arzuludur..
Limitleri ve kuralları yoktur..
Derler ya: "Çocukça bir hevesti.." Küçümsemek ya da aşağılamak için söylerler ama bence ciddiye alınmalıdır. Her başarılı işin arkasında heves vardır.
Profesyonellerin kuralları vardır. Akademik tanımlar içinde sıkışmışlardır. Genel kabullerle uyumludur ve aslında sıradandır kriterleri..
Temiz nota basmak, bilimsel verilere uymak, ses tonunu ayarlamak, herkesten düzgün cümleler kurmak zorundadırlar.
Oysa yaşamın hazzı parantez içlerinde gizlidir, adam gibi kurulmuş cümlelerde değil.
Anlatılan hikayenin akışına asilik yapan, cümleye sığmayan ve parantez içine alınarak dizginlenen muzip kelimelerde..
Ayrıntılarda yani.. Devrik cümleli iç konuşmalarda.. Yazılsa mı, yazılmasa mı diye çelişkiye düşülen riskli kelimelerde.
Amatörlerse doğaçlama yaşarlar hayatı..
Akımlara, ders kitaplarına, tanımlara bağlı kalmazlar.
Her keşfe açıktır duruşları.
Öğrenmeye ve öğrendiklerini unutup unutup en baştan başlamaya heveslidirler çünkü...
Profesyoneller fazla bilgiden, amatörlerse bilgisizlikten şaşırmışlardır.
Amatör şaşkınlık, heyecan ile bertaraf edilebilir.
Ancak profesyonel şaşkınlık yıkıcıdır.
Üstelik, fazla bilginin mutluluk getirdiği kanıtlanmış mıdır?
Bana sorarsanız aksi bile söylenebilir. Ne kadar çok bilgi, o kadar çok endişe.. Ne kadar çok bilgi, o kadar çok iç hesaplaşma.. Ne kadar çok bilgi, o kadar çok yalnızlık...
Mesela bi dostum var, ayaklı ansiklopedi gibi ama benden daha mutlu olduğunu sanmıyorum.. Hatta zaman zaman, yaşadığım onca olumsuzluğa rağmen nasıl böyle pozitif olabildiğime şaşırdığını da biliyorum.
O halde tembellik etmenin ve bir şeyleri az bilmenin bir sakıncası yok..
Önünde sonunda gidilen yer aynıdır..
Tıpkı mal, mülk, para gibi; ansiklopediler dolusu bilgi de kefenin cebine sığmayacaktır.
Çok zeki, çok aydın, çok bilmiş ve sıradan vatandaşa tepeden bakan tiplerin işte burada damarına basıyorum.
"Eyvahlar olsun, cahilliği salık veren bir adam.. Nasıl yani?" diye dehşetle gözlerini patlattığını görür gibiyim.
Hiç öyle şaşırma entellektüel kardeşim. Cahilliği alkışlamıyorum elbette.. İki dakika soluklan, hızını kes, gevşe diyorum. Yaşamının parantez içlerindeki ironilere kulak ver. Bırak arada bir devrilsin cümlelerin. Düzgün cümleler kurmaya uğraşarak tüketme hayatını.
Evet amatörce yaşanmalı hayat..
Heveslendikçe öğrenmeli, birileri istiyor diye değil. Birilerine hava atmak için değil.. Bir yerlere varmak için değil.. Mutlu olmak için yaşanmalı. Hevesle yani.. Gönlünce.. Kasmadan.. Kasılmadan.. O kadar!
* * *
Eeee, aradığın şeyi bulabildin mi bari?
Yoksa bulamadın mı hala?
Eh bu satıra kadar bulamadıysan, sana ben bile yardım edemem artık.
Bu yaşına gelmişsin, hala aradığın şeyi nerede araman gerektiğini bilmiyorsun.
Üstelik de benim gibi bir ekseni kaçık birinden medet umuyorsun...
Hem ne aranıp duruyorsun kuzum Allah aşkına?
Hay Allah, boşu boşuna okudun onca kelimeyi de.
Aradığın herhangi birşeyi bulamadığın gibi, üstüne üstlük küstah bir adama malzeme oldun..
Nasıl kandırdım seni ama!
Sinirlenme, dur bi saniye..
Sadece sen değilsin kandırılan.
Beni de sevgili dostum, kardeşim Mahmut kandırdı, benimle paylaştığı bu güzel nasihatıyla..
Mutlu bir hafta sonu diliyorum hepinize..