Haksızlığa uğramayan var mıdır?
Yahutta, kötülükle karşılaşmayan var mıdır?
Böyle bir soruya cevap bulmaya çalışmak abesle iştigal olsa gerek.
Kime sorsanız; "Kesinlikle yoktur" cevabını alacağınız muhakakktır.
Siz kendinizi ne kadar kusursuz, mükemmel olarak tanımlayıp görseniz de size kulp takan mutlaka çıkar.
Gerçi kusursuz insanoğlu yoktur.
Kusursuz olan sadece Allah'tır çünkü.
Dolayısıyla hatalarımızda olacak, kusurlarımızda.
Eksi ve artı yönlerimizde olacak.
Bilerek veya bilmeyerek kusurlar işleyebiliriz.
Doğal karşılanmalı, görülmeli ve öyle yaklaşılmalı aslında.
Böylesine yaklaşımda bulunamıyoruz maalesef.
Kırıyor, üzüyoruz birbirimizi. 
Daha kötüsü, aslı astarını sorup soruşturmadan, gerçekliği, doğruluğu olmayan yakıştırmalarda bulunarak iftiralar atıyoruz.
Bilmediğimiz, tanımadığımız, yüz yüze gelip hasbihal etmediğimiz insan için yapıyoruz birde bunu. 
Alın size "kötü insan nasıl olunur" veya "bir başkasına nasıl kötülük edilir" örneği.
Muhakkak sizlerde karşılaşıyor, ne yapacağınızı şaşırıp kalıyorsunuz böyle durumlarda.
Yapacağınız tek şey var bence bu kötü durum karşısında.
Ne mi? 
Meraklanmayın birazdan aktaracağım.
***
Cuma namazı sonrası çay molası için uğradığım Haberci gazetesinde, "Çarpraz" lakabıyla bilinen Mustafa Atik, bir gazete getirdi önüme. 
Belki bir çoğunuz tanıyordur 'çarpraz'ı.. Tanımayanız varsa, tanışmanızı isterim.
Hayli sempatik, heyecanlı ve tam bir görev adamıdır.
Neyse mevzumuza dönelim. 
Mutlaka okumamı istediği bir bölüm vardı, masanın üzerine bıraktığı gazetede.
"Allah kötülüğü iyilikle yok eder"  başlığı altındaki satırları okuduğumda, zaman zaman hatta sıklıkla benimde karşılaştığım durumlar gözümün önüne geldi. 
..ve o durumlarda bana "neden sessiz kalıyorsun" diye serzenişte bulunan arkadaşlara verdiğim cevapları anımsadım. 
"Sen okuduktan sonra bu bölümü kesip saklayacağım" diyen "çarpraz" da dilinin döndüğünce birşeyler aktarmaya çalıştı.
Neler mi yazıyordu o gazete sütununda?
"Birbirini kötülemek için yarış eden" insanoğluna çok güzel mesajlar vardı, tabi anlamak isteyene veya algılamaya çaba gösterene..
***
Bugüne kadar karşılaştıkları kötülüklere sessiz kalanların yüreklerini rahatlatacak ve kimilerinin kovulmuş iblisle arkadaşlığını gözden geçirmelerine yardımcı olabilecek ders niteliğindeki o bölüm aynen şöyleydi:
Meşhur kıssadır anlatılır: 
“Bir defasında, adamın biri Hz. Ebu Bekir’e gelip sürekli hakaret etti, o hakaret ettikçe Hz. Ebu Bekir dinledi, cevap vermedi. Orada bulunan Peygamber Efendimiz (sas), tebessüm ediyordu. Nihayet, Hz. Ebu Bekir dayanamayıp sert bir karşılık verince Hz. Peygamber’in çehresi değişip oradan ayrıldı. 
Hz. Ebu Bekir peşinden koşup ayrılmasının sebebini sorunca, ‘Sen sükût ettikçe bir melek senin yerine ona cevap veriyordu, fakat sen ağzını açınca yanına şeytan geldi. Ben şeytanın olduğu yerde bulunmam’ dedi.” 
Bu kıssada görüldüğü üzere, kötülüğe kötülükle karşılık vermek, Peygamberimiz’i (sas) ve melekleri hoşnut etmezken, şeytanı nasıl da sevindiriyor.
....