İster kurşun kalemle…

İster dolma kalemle…

İster bilgisayarla…

Neyle yazarsan yaz,

Nereye yazarsan yaz,

Nasıl yazarsan yaz,

Silinir yazdıklarınız bir gün

Kâğıtta kalemin izi kalması için biraz bastırmak, “derin” yazmak lazım.

Yaşadıklarınızın silinmemesi için de “derin yaşamalı” insan…

Derin yaşamak;

Hayatı sadece yüzeyden geçmek yerine anlamını keşfetmek, her anı dolu dolu yaşamak, hayatın değerini kavramaktır bana göre.

Anılarımızın…

Acılarımızın…

Sevinçlerimizin, mutluluklarımızın…

Kazançlarımızın, kayıplarımızın…

Yaşadığımız tüm deneyimlerin…

Kısacası hayatımızın her anının farkına varmaktır.

Derin yaşamazsanız hayatı…

Kalemin izinin kâğıttan silinmesi gibi yaşadıklarınızın izleri de zamanla kaybolup gidecektir.

Bir yaşlının halini hatırını sormuyorsan,

Bir çocuğun yüzünü güldürmüyorsan,

Bir engellinin gözlerine sevgiyle bakıp, ellerini tutmuyorsan,

Yardıma muhtaç olanların bırak derdine derman olmayı, empati bile kuramıyorsan,

İnsanları aşağılıyor, kusurlarıyla alay ediyorsan,

Hilekarlıkla iş yapanlara ses çıkarmıyor, kurnazlığı alkışlıyorsan,

Maddiyatı öne çıkarırken maneviyattan uzaklaşıyorsan,

Farklı kültürleri zenginlik olarak görmüyorsan,

Farklı düşünceleri anlamak istemiyorsan,

Fikir tartışmalarından kutuplaşma çıkarıyorsan,

Vatanına,

Milletine,

Toprağına,

Yaşadığın şehre aidiyet duygusuyla bağlanamıyorsan;

İşte o zaman…

İnsanlığı,

Dayanışmayı,

Birbirimize olan sevgiyi, saygıyı, samimiyeti kaybediyor olmaz mıyız?

Bakın her gün yeni bir sayfa açıyoruz.

Ve…

Hayat sayfaları gün gelip sona erdiğinde…

Yazıya son noktayı koyduğumuzda…

Şu hayatta geride bırakacağımız tek izin, birbirimize duyduğumuz kin, öfke, nefret mi olmasını istiyorsunuz?...