Bilim kurgu filmlerinde sık rastladıklarımızdandır:

Uyutulur insanlar, programlanır uyanmaya, misal 100 yıl sonraya,,,

2024 uyumuşsun, bir uyandın 2124…

Bu devirden kaçmak mı lazım ne?

Kamuoyu ayağa kalkınca “taslak bu, çok yönlü görüşülmeye devam ediliyor, net bir şey yok” diye açıklamalar yapılmaya başlandı.

Sokak hayvanlarının uyutulmasına yönelik çalışmalar varmış.

Ama taslakmış…

Bunun taslağı geçin karalama veya düşünce olarak konuşulması bile tuhaf.

Özeti şu:

Sokak hayvanlarının tümü toplanacakmış, sahiplenmek için ilan verilecekmiş, sahiplenme olmazsa hayvanlar uyutulacakmış…

Vay canına, ne çözüm ama…

Gerçekten hepimiz bir uyusak mı; uyutulsak mı…

Bu devirden kaçmak mı lazım ne?..

Sokak hayvanlarına yönelik yasa tasarısının Meclis’e geleceği konuşulurken “uyutulmaya ilişkin haberler” çıkınca ortalık karıştı.

Nasıl karışmasın?..

Birincisi sokak hayvanları için mevcut yasal düzenleme kapsamında kaç barınak var?..

Tüm belediyeler içinde oran kaç, inanılmaz ötesi düşük.

Ve sokak hayvanları ile mücadele etmek isteniyorsa yani kontrolsüz üremenin önüne geçilmek isteniyorsa bu noktada son çare midir uyutulmak?..

Mümkün olabilir mi böyle bir şey…

Ölümün nazikçesi!

Varsa son nokta, o noktada yapılabilecek yegâne çözüm kısırlaştırmaktır ötesi değil.

Bir başka canlının hayatına yönelik tasarruf etme hakkımız var olabilir mi?..

Sivrisinek bile doğada önemli yere sahip.

Arılar tükenişe giderken, bilim çevrelerinin ve konuya duyarlı olanlar dışında kimse farkında değil ama arılar yok olursa, hayat yok olacak!

Kamuoyuna düşen iddialar vahim ötesi…

Tüm köpekler toplatılacakmış…

Barınaklara alınacakmış…

Sahiplenilsin diye ilana çıkılacakmış…

30 gün içinde alan aldı, alınmayanlar uyutulacakmış…

Bunun taslakta gerçekten bulunduğuna inanmak istemesek de böyle iddiaların gündeme geliyor olması dahi vahim ötesi bir çıldırma formatı değil mi?..

Bunu düşünebilen olmuş ki bir şekilde ortaya çıkmış.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali.

Sürekli kısırlaştırma çabası ve çalışması yaparsın, üremeyi kontrol altına almaya çalışırsın, sahiplendirmeyi teşvik eder, gerekirse destek verirsin…

Uyutmazsın.

Aklını yitirmezsin.

Hayvanları Koruma Kanunu var teee 2004’de yürürlüğe girdi.

Neresindeyiz bu yasanın ve belediyeler ne kadar barınak yapmış bugüne kadar?

Sokak hayvanlarının sebep olduğu istenmeyen ve kötü olaylar da yaşıyoruz kuşkusuz.

Ama çözüm asla uyutmak değil, özellikle yerel ve merkezi idarelerin onları kontrol altına alıp barınak sayısını olabildiğince artırmak olmalı…

Ne hakkımız var onların hayatını yok etmeye?

Çözüm öldürmek değil, doğumu kontrol altına almak olmalı.

Bu kadar basit bir doğrusu olan konu bile bu kadar saçma sapan bir hal alabiliyorsa….

Bugünün akıl almazlıkları yine olacak mı bilmiyoruz ama en azından belki siyaset arenasındakiler bugünkünden daha vicdan ve akıl sahibi olurlar, öyle bir ümit işte; hepimiz mi uyutulsak, bir 100 sonra uyanmak üzere misal?