Yeni yıl yaklaştığında dilekler tutarız. Sağlık…

Mutluluk…

Başarı… Benim de var yeni yılda dileğim; Hiç tanımadığınız, belki bir daha asla karşılaşmayacağınız, sizi tanımayan birine küçük de olsa bir “iyilik” yapmanız.

Çünkü bazen küçücük bir iyilik, bir insanın hayatını, hatta başkalarının hayatlarını değiştirebiliyor. Şimdi size bunun gerçek bir örneğini anlatmak istiyorum.

Yer bir kitabevi… Tıp fakültesinde okuyan genç bir öğrenci, dersinde ihtiyacı olan kitabı bulur ama almaya parası yetmez. Kimseye fark ettirmeden sayfaları karıştırır, aradığı bölümü bulur, hızla okur ve çıkar.

Ertesi gün yine gelir. Sonra bir gün daha… Yaklaşık bir ay boyunca iki günde bir aynı rafın önünde durur, sessizce dersine çalışır.

Kitabevinin iki sahibi bunu fark etmez; ya da belki fark eder ama ses çıkarmaz.

Bitirme sınavına bir hafta kala öğrenci yine gelir. Ama kitap yoktur. Raflara bakar, altına üstüne bakar…

Yok. Kitap satılmıştır.

Üzgün bir halde çıkmak üzereyken bir aydır ilk kez kitabevinin sahipleriyle göz göze gelir. -Merhaba derler. -Oturmaz mısın?

Öğrenci sessizce kendisine gösterilen tabureye oturur.

Tezgâhın altından kitap çıkarılır. -Geçenlerde biri fiyatını sordu. Alacak sandım ama ona satmak içime sinmedi. Senin için sakladım. Alıp okuyabilirsin.

Bu hikâye Bursa’daki Bilge Kitabevi’nde geçer. Kitabevinin sahipleri Vural ve Mustafa Beydir.

O genç öğrenci yıllar sonra doktor olur. Ve maddi durumu yetmeyen hastalardan asla ücret almaz.

Bu yaşanmış hikâyede beni çeken; iyiliğin, büyük şeyler yapmadan da anlamlı olabileceğini göstermesi, iyiliğin büyüklükle ölçülmemesi…

Ben yeni yılda, biraz daha insanlık bekliyorum.

Yeni yıl, iyiliğin çoğaldığı bir yıl olsun…

Yeni yıl, birilerinin hayatına dokunduğumuz bir yıl olsun.

Yeni yıl, kalplerimizin biraz daha yumuşadığı bir yıl olsun.

Yeni yıl bize başkalarına yardım etme fırsatı verdiği bir yıl olsun…

Yeni yıl, birbirimizi daha çok anladığımız bir yıl olsun.

Yeni yıl, küçük iyiliklerin büyük umutlara dönüştüğü bir yıl olsun…