Balıkesir’in en eski camilerinden biri olan Yıldırım Beyazıt Han Camii, medresesi, imarethanesi ve yakın zamana kadar faal olan hamamıyla şehrin tek bütüncül Osmanlı külliyesi olarak bugün hâlâ ayaktadır. Gönül isterdi ki, hamamı da bugünkü mimari görüntüsünden kurtarılarak tarihî kimliğine uygun biçimde yeniden ihya edilebilse.. İşte tarihi külliye ile ilgili bilinmesi gerekenler.

Balıkesir’in günümüze ulaşan en eski camisi olan Yıldırım Beyazıt Han Camii, halk arasında bilinen adıyla Eski Cami, aynı zamanda şehirde ayakta kalan en eski külliyedir. Her ne kadar caminin yapım tarihi bazı kaynaklarda 1388 olarak verilse de, Yıldırım Beyazıt Han’ın 1389 yılında, I. Kosova Savaşı’nda babası I. Murad Han’ın şehit düşmesinin ardından tahta çıktığı dikkate alındığında, caminin bu tarihten sonra inşa edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

1333 yılında Balıkesir’e gelen ünlü Arap seyyah İbn Battuta, şehirde halkın cuma namazını kılabileceği bir caminin bulunmadığını, bu nedenle cuma namazlarının ağaç gölgelerinde eda edildiğini aktarır. Bu ifadeler, Yıldırım Camii’nden önce Balıkesir’de küçük ölçekli ve sınırlı hizmet veren mescitlerin bulunduğunu göstermektedir.

Yıldırım Beyazıt Camii, Zağnos Mehmet Paşa Camii’nden sonra, müştemilatıyla birlikte Osmanlı döneminde Balıkesir’de inşa edilmiş en büyük cami olma özelliğini taşır. Cami ile birlikte aynı tarihlerde bir medrese, hamam ve imarethane inşa edilmiştir.

Vakıf Yapısı ve Medrese Faaliyetleri

Yıldırım Beyazıt Han Külliyesi’nin bakımı, imarı, medrese hizmetleri ile talebe, müderris, imam ve diğer görevlilerin geçimleri için ciddi gelirleri olan bir vakfa sahiptir. Zaman içinde bu vakfa başka hayırseverler tarafından da mülkler bağışlanmış, gelirler artırılmıştır.

Medreselerde Arapça, Farsça, akaid, mantık ve Kur’an dersleri okutulmuş; eğitimini tamamlayan talebelere icazet verilmiştir. Mezunlar üst dereceli medreselere devam edebildikleri gibi, imamlık ve hatiplik görevlerine de atanabilmişlerdir.

Yıldırım Camii ve Medresesi vakıfları, Balıkesir’de en düzenli muhasebesi tutulan vakıflar arasında yer almıştır. Gelir ve giderler titizlikle kayıt altına alınmış, her yıl Evkaf-ı Hümâyun Nezareti’ne gönderilmiştir. Sultan vakfı olması sebebiyle mütevelli atamaları üst düzey mülki amirlerin teklifiyle yapılmış, beratlar Evkaf-ı Hümâyun tarafından verilmiştir.

Tarihsel Süreçte Onarımlar ve Görevliler

1553 tarihli kayıtlara göre vakıf gelirlerinde düzenlemeler yapılmış; Kızılca Tuzla ve Okuf Köyü gelirleri arasında değişiklikler olmuştur. 1675’te Yıldırım Medresesi Müderrisi İbrahim Efendi’nin terfisi için dönemin Balıkesir Müftüsü Ali Efendi tarafından Şeyhülislamlığa tezkire gönderilmiştir.

1702’de Saray-ı Sultanî Nazırı Yusuf Efendi, Yıldırım Evkafı tevliyeti için Evkaf-ı Hümâyun’a arzda bulunmuştur. 18. ve 19. yüzyıllarda vakıflar zaman zaman “arpalık” olarak değerlendirilmiş, bazı gelirler geçici sürelerle devlet erkânına tahsis edilmiştir.

1803 ve 1820 yıllarında cami ve medrese ciddi şekilde harap hale gelmiş, uzun süren onarımlar yapılmıştır. 1855, 1890–1891 ve 1897 yıllarında kapsamlı tamiratlar gerçekleştirilmiş; 7 Kasım 1891’de cami ve medrese yeniden ibadete açılmıştır.

1898 Büyük Balıkesir Depremi

28 Ocak 1898’de meydana gelen ve tarihe Büyük Balıkesir Depremi olarak geçen felaket, şehirde yaklaşık 4 bin yapıya zarar vermiştir. Yıldırım Beyazıt Camii ve Medresesi de bu depremden ciddi şekilde etkilenmiştir. Tamirat süreci uzun sürmüş, çalışmalar ancak 1904 yılında tamamlanabilmiştir.

Depremden sonra cami içindeki ahşap direkler kaldırılmış, çevredeki yıkıntılardan ve eski yapılardan getirilen taş sütunlar kullanılmıştır. Bugün camide görülen, farklı dönem ve inançlara ait sütun başlıkları bu sebeple mevcuttur. Bu durum zamanla yanlış yorumlanarak caminin antik bir tapınak üzerine inşa edildiği yönünde söylentilere yol açmıştır.

Medrese, Hamam ve İmarethane

1900 tarihli Maarif Salnamesi’ne göre Yıldırım Medresesi, Balıkesir’in en büyük medresesi olup 109 öğrencisi bulunmaktadır. Medrese, I. Dünya Savaşı sırasında askerî depo olarak kullanılmış; savaş ve göç dönemlerinde muhacir ailelere barınak olmuştur.

Yıldırım Hamamı, külliye ile birlikte inşa edilmiş olup yakın zamana kadar faaliyette kalmıştır. Günümüzde ise mimari açıdan tartışmalı bir yapı ile örtülmüştür.

İmarethane, caminin kuzeydoğusunda yer almakta olup zamanla gazhane ve farklı amaçlarla kullanılmış, büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Bir ara Balıkesir Ziraat Odası olarak hizmet veren bina günümüzde Vakıflar tarafından kültür faaliyetleri için kullanılıyor.

1978 yılında cami ve medrese bir kez daha kapsamlı bir onarımdan geçirilmiş, medrese duvarları taşları numaralandırılarak yeniden inşa edilmiştir.

Sonuç
Balıkesir’in en eski camilerinden biri olan Yıldırım Beyazıt Han Camii, medresesi, imarethanesi ve yakın zamana kadar faal olan hamamıyla şehrin tek bütüncül Osmanlı külliyesi olarak bugün hâlâ ayaktadır.
Gönül isterdi ki, hamamı da bugünkü mimari görüntüsünden kurtarılarak tarihî kimliğine uygun biçimde yeniden ihya edilebilseydi.

hamam-yildirim-camiYıldırım Camii karşısındaki tarihi hamam üzerine beton yığını dikilmesine izin veren yerel yönetimin, projeyi çizen mimarın, onay veren inşaat mühendisinin aklına tükürmek yerine, 'bir tarihin içine nasıl edilir'in nişanesi olsun diye madalya vermek lazım! (balikesirim.net)