Dün Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından hazırlanan bir dergi masama geldi. “Güney Marmara’nın Hafızası VİZYON” adıyla yayımlanan dergi içerik bakımından zengin görünüyor.
Balıkesir ve Çanakkale’nin ekonomisinden kültürüne, gastronomisinden teknolojisine kadar pek çok konu enine boyuna ele alınmış.
Ancak benim dikkatimi çeken, Balıkesir şehir merkezindeki Hasan Baba Çarşısı oldu.
Dergide bu beton yığını için şöyle bir ifade kullanılmış:
“Balıkesir’in modern silüetinde kadim bir mühür gibi duran Hasan Baba Çarşısı, bir yanıyla gündelik hayatın ekonomik ritmini tutarken, diğer yanıyla şehrin manevi köklerini ve sarsılmaz kent belleğini bugüne taşıyor.”
Şehrin manevi kökleri meselesine eyvallah da…
Kadim bir mühür meselesini nereden çıkardınız?
Yoksa “Şehrin kalbine hançer gibi saplanan bir mühür” demek istediler de resmî bir kurumun yayını olduğu için sansürlenmekten mi çekindiler?
Bilemiyorum!
Ama bildiğim bir şey var: Bir yapıyı, sırf ayakta duruyor diye şehrin hafızasına kazınmış bir değer olarak göstermek, kent belleğine haksızlıktır.
★
ÖNCE ŞUNDA ANLAŞALIM!
Zağnos Paşa Camii…
Zağnos Paşa Türbesi ve etrafındaki hazire…
Tarihî Paşa Hamamı…
Hasan Baba Yatırı…
Ve bu toprakların bize miras kaldığı Karesi Beyliği’nin kurucusu Kara İsa Bey ile çocuklarına ait sandukaların bulunduğu Karesi Türbesi…
Bunlar pamuklara sarıp korumamız, gözümüz gibi bakmamız gereken tarihî ve manevi miraslarımız mıdır?
Doğru mu bu?
“Evet” demeyen, zahmet edip yazının geri kalanını da okumasın zaten!
Çünkü meseleye nereden baktığımız, şehrin geleceğini nasıl şekillendireceğimizi de belirliyor.
Burası Balıkesir’in manevi merkezidir. Şehrin kalbidir.
İşte tam da bu nedenle, Hasan Baba Çarşısı’nın bu tarihî dokunun ortasına kondurulmasını kabul etmek mümkün değildir.
Bu bölge Balıkesir’in kalbiyse, Hasan Baba Çarşısı da o kalbe saplanmış bir hançerdir!
Biz bunu daha yapıldığı günlerde söyledik.
Yarın bir gün yıkılışını gördüğümüzde de aynı şeyi söyleyeceğiz:
“Kadim şehir yeniden hayat buldu!”
★
“ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI…”
Hasan Baba Çarşısı deyince aklıma yıllar öncesinden bir anekdot geliyor.
Sanırım 10-12 yıl öncesiydi.
Bugün Zağnos Paşa Kent Meydanı olarak bildiğimiz alanı işgal eden binalar ve eklentiler henüz yıkılmamıştı.
Balıkesir’de 1989-1999 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Sami Gökdeniz ile Kanaat Lokantası’nda, sabah çorbası içerken karşılaştık.
Rafet Usta’nın nefis kelle paçasını içtikten sonra Sami abi, “Gel, bir de bunun üzerine kahve içelim” diyerek beni Çınaraltı’na davet etti.
Lokantadan çıkıp yolun karşısına geçtik. Birden durdu, Hasan Baba Çarşısı’na baktı ve şu sözleri söyledi:
“Şimdiki aklım olsaydı, inşaatının devam etmesine izin vermezdim.”
Ben de kendisine o dönemde defalarca yazdığımızı, şehrin kalbine hançer saplanmaması için uyardığımızı anlattım.
Ama dinleyen olmamıştı!
Sami abi de buna karşılık, “İyi de Ramazan, çakallara bunu anlatamadık” mealinde sözler söyledi.
O sohbet, yerel yönetimlerde kararların nasıl alındığına ve şehirlerin geleceğinin nasıl karartılabildiğine dair düşüncelerimi bir kez daha pekiştirmişti.
Ne yazık ki Balıkesir’in şehircilik hafızası, bu tür yanlış kararların örnekleriyle dolu.
★
BALIKESİR’İN BETONLA İMTİHANI!
Bugün Balıkesir Büyükşehir Belediyesi binası olarak kullanılan yapı…
Bir eşi benzerinin Avusturya’da bulunduğu söylenen Salih Tozan Sineması’nın yıkılarak yerine beton bir yapı dikilmesi, ardından bu yapının da satılıp yerine başka bir bina yapılması…
Daha nice örnek sayabiliriz.
Her biri, bu şehrin tarihî dokusuna, mimari kimliğine ve ortak hafızasına vurulan darbelerin hikâyesidir.
Şehir dediğimiz şey yalnızca binalardan, yollardan ve meydanlardan ibaret değildir.
Şehir; geçmişimizdir, kimliğimizdir, hatıralarımızdır. Geçmişten geleceğe taşıdığımız ortak mirasımızdır.
Bir şehrin tarihî dokusunu bozup sonra o bozulmayı modernleşme diye pazarlamak, geçmişe de geleceğe de haksızlıktır.
Üstelik yıllar önce yapılan yanlışları bugün güzel cümlelerle süslemek, o yanlışları doğruya dönüştürmez.
Bir yapının ekonomik hayata katkı sunması başka şeydir; bulunduğu yerin tarihî ve manevi kimliğine yakışması başka şey!
★
KADİM ŞEHİR YENİDEN AYAĞA KALKACAK!
O sebeple tekrar edelim:
Hasan Baba Çarşısı, Balıkesir’in modern silüetinde kadim bir mühür değil; yıkılarak tarihî dokuya yeniden nefes aldırılması gereken bir yapıdır.
Bizim meselemiz betonla kavga etmek değil. Meselemiz, betonun tarihî ve manevi değerlerimizin önüne geçirilmesine itiraz etmektir.
Karesi Kent Meydanı’nın birinci ve ikinci etap çalışmalarını görmeyi Allah bize nasip etti.
İnşallah üçüncü etabını da görürüz.
Zağnos Paşa Camii’ni, türbeleri, hazireyi ve tarihî çevreyi bütünlüğü içinde ele alan; geçmişiyle barışık, kimliğini koruyan bir Balıkesir’in yeniden ayağa kalkışına hep birlikte şahit oluruz.
Çünkü kadim şehirler, beton yığınlarıyla değil, korunan değerleriyle büyür.
Balıkesir’in ihtiyacı yeni beton mühürler değil, tarihine sahip çıkan bir şehircilik anlayışıdır.
Selametle…